Enerji ve Temiz Hava Araştırma Merkezi’nin (CREA) yayımladığı son rapor, Çin çelik endüstrisinin üretim yapısında köklü bir dönüşüme gitmesi halinde karbon emisyonlarında kayda değer bir düşüş sağlanabileceğini ortaya koydu. Analistlere göre, daha çevreci üretim teknolojilerine geçişin hızlandırılması durumunda sektörün emisyonları 2035 yılına kadar zirve seviyelere kıyasla yaklaşık %37 oranında azalabilir.
Raporda, bu hedefe ulaşılabilmesi için mevcut üretim yapısında hâkim olan yüksek fırın–konvertör (BF-BOF) modelinden, daha düşük karbon salımıyla öne çıkan elektrik ark fırını (EAF) teknolojisine geçişin kritik rol oynadığı vurgulanıyor. Halihazırda Çin’de çelik üretiminin büyük bölümü yüksek fırınlara dayalı olarak gerçekleştirilirken, EAF kapasitesinin artırılması yeşil dönüşümün temel kaldıraçlarından biri olarak değerlendiriliyor.
CREA’ya göre, Çin’de son yıllarda gözlemlenen emisyon düşüşleri yapısal bir dönüşümden ziyade talep daralması ve üretim gerilemesinden kaynaklandı. Nitekim 2025 yılında ülkenin ham çelik üretimi, 2020’den bu yana ilk kez 1 milyar tonun altına gerilerken, yıllık bazda %4,4’lük düşüş kaydedildi. Bu gerilemenin yaklaşık 150 milyon ton CO? emisyonunun azalmasına yol açtığı ve mevcut çevre politikalarının etkisinin ötesine geçtiği ifade ediliyor.
Öte yandan rapor, Çin’in 2025 yılı için belirlediği yeşil dönüşüm hedeflerine ulaşmakta zorlandığını ve mevcut mekanizmaların karbon yoğun üretim modelini sürdürdüğüne dikkat çekiyor. Bu çerçevede, 2030 yılına kadar EAF teknolojisinin toplam üretim içindeki payının %15-20 seviyesine çıkarılması öneriliyor. Böyle bir dönüşümün, yüksek fırın bazlı üretimi 80 ila 120 milyon ton azaltabileceği ve bunun Japonya’nın yıllık çelik üretimine yakın bir büyüklüğe karşılık geldiği belirtiliyor.
Çevresel kazanımların yanı sıra, söz konusu dönüşümün ekonomik açıdan da sektöre katkı sağlayabileceği ifade ediliyor. CREA tahminlerine göre, 2030 yılına kadar EAF payının %20 seviyesine ulaşması halinde Çin çelik sektörünün toplam kârlılığı 220 milyar yuan’a kadar artabilir. Aynı dönemde sektörün borç/varlık oranının %60-62 seviyesine gerilemesi beklenirken, bu iyileşmenin özellikle son yıllarda hızla artan finansal yükler açısından kritik olduğu vurgulanıyor. Hatırlanacağı üzere, Çinli çelik üreticilerinin toplam yükümlülükleri 2020-2025 döneminde %20 artarak 1 trilyon yuanın üzerine çıkmıştı.
Rapor ayrıca dış ticaret boyutuna da dikkat çekiyor. Zayıf iç talep ve arz fazlasının etkisiyle Çin’in çelik ihracatı son yıllarda önemli ölçüde artış gösterdi. 2020 yılında 54 milyon ton seviyesinde olan ihracatın 2025 itibarıyla 134 milyon tona yükseldiği, ülkenin küresel çelik ticaretindeki payının ise %13,3’ten %29,2’ye çıktığı kaydediliyor. Bu tablo, özellikle karbon düzenlemelerinin giderek sıkılaştığı küresel pazarda “yeşil çelik” üretiminin rekabet avantajı açısından belirleyici olacağını ortaya koyuyor.
Bu kapsamda, başta Avrupa Birliği’nin devreye aldığı Carbon Border Adjustment Mechanism (CBAM) olmak üzere karbon temelli ticaret mekanizmalarının güçlenmesi, Çin’in üretim stratejilerini yeniden şekillendirmesini zorunlu kılıyor. Uzmanlar, düşük karbonlu üretime geçişin yalnızca çevresel bir zorunluluk değil, aynı zamanda küresel pazarda rekabetçiliğin korunması açısından stratejik bir gereklilik haline geldiğine işaret ediyor.
2026 yılının ilk aylarına ilişkin veriler de üretimdeki yavaşlamanın sürdüğünü gösteriyor. Ocak-Şubat döneminde Çin’in ham çelik üretimi yıllık bazda %3,6 azalarak 160,3 milyon tona gerilerken, pik demir üretimi %2,7 düşüşle 137,7 milyon ton, haddelenmiş çelik üretimi ise %1,1 azalışla 221,2 milyon ton olarak kaydedildi.
CREA’nın ortaya koyduğu projeksiyonlar, Çin çelik sektörünün önümüzdeki dönemde hem çevresel hem de ekonomik sürdürülebilirlik açısından kritik bir yol ayrımında olduğunu gösterirken, yeşil dönüşümün hızının küresel çelik piyasalarının geleceği üzerinde belirleyici olacağına işaret ediyor.



































