Steel Summit 2026 kapsamında İzmir Çeşme’de gerçekleştirdiğimiz röportajda, Cronimet Türkiye Ticaret ve Lojistik Müdürü Zeynep Fındık; Türkiye’nin paslanmaz çelik hurdası potansiyelini, küresel geri dönüşüm ağındaki konumunu, sürdürülebilirlik odaklı dönüşümü ve sektördeki yeni fırsatları değerlendirdi.

Öncelikle Cronimet grubunu ve Cronimet Türkiye’nin bu yapı içerisindeki konumunu anlatabilir misiniz?

Cronimet, bugün 6 kıtada 70’ten fazla lokasyonda faaliyet gösteren global bir grup. Özellikle paslanmaz çelik hurdası ve geri dönüşüm alanında dünyanın önemli oyuncularından biri konumunda bulunuyor.

Cronimet Türkiye ise bu yapı içerisinde oldukça stratejik bir noktada yer alıyor. Aslında burada Türkiye’nin jeopolitik konumu çok belirleyici oldu. Cronimet Ferrolleg, Türkiye’nin sahip olduğu paslanmaz çelik hurdası potansiyelini ve bölgesel avantajlarını görerek 2016 yılında Türkiye pazarına giriş yaptı. İlk etapta aylık yaklaşık 2.000 ton seviyelerinde başladığımız operasyonlarımızı zaman içerisinde ciddi şekilde büyüttük. Bugün aylık 4.000-6.000 ton seviyelerini aşmış durumdayız.

Geçtiğimiz şubat ayında 15.000 ton paslanmaz çelik ihracatı yaparak kendi rekorumuzu da kırmış olduk. Türkiye’nin Avrupa, Amerika ve Asya pazarları arasında konumlanması bize ciddi bir esneklik kazandırıyor. Küresel ticarette yaşanan ekonomik dalgalanmalar veya yeni vergi uygulamaları karşısında hızlı pozisyon alma avantajına sahibiz. Özellikle Amerika tarafındaki yeni tarifeler sonrasında operasyonel esneklik sağlayabiliyor olmamız bizim için önemli bir güç oluşturuyor.

Türkiye’de paslanmaz çelik hurdası pazarının büyüklüğünü ve potansiyelini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’de yıllık yaklaşık 120-150 bin ton seviyesinde paslanmaz çelik hurdası oluştuğunu söyleyebiliriz. İlk bakışta bu rakam düşük gibi görünebilir ancak burada paslanmaz çeliğin uzun ömürlü bir malzeme olması önemli bir etken.

Bizim ana hurda kaynağımız daha çok üretim süreçlerinden çıkan mühendislik hurdaları, yani “engineering scrap” dediğimiz hurdalar oluyor. Türkiye’de yan sanayi ve üretim altyapısının güçlü olması bu tonajların oluşmasını sağlıyor. Önümüzdeki dönemde sanayinin gelişimine paralel olarak bu miktarın daha da artacağını düşünüyorum.

Birçok ülkeden hurda ithal edip farklı pazarlara ihracat gerçekleştiriyorsunuz. Bu operasyonel yapıyı yönetirken en kritik unsurlar neler oluyor?

Bu operasyonları yönetebilmek için öncelikle güçlü bir sistem altyapısına ve yüksek izlenebilirliğe sahip olmanız gerekiyor. Biz bu noktada SAP altyapısı kullanıyoruz ve tüm süreçlerimizi detaylı şekilde takip edebiliyoruz.

Ancak en önemli unsur güçlü bir ekip ve bilgi birikimi diyebilirim. Türkiye’de yaklaşık 10 yıldır faaliyet gösteriyoruz ama arkamızda Cronimet Holding’in 40 yıllık global tecrübesi bulunuyor. Türkiye’ye sıfırdan, deneyimsiz şekilde giriş yapmadık. Küresel ağımız ve uzun yıllara dayanan know-how ile pazara girdik. Bu da bize ciddi bir avantaj sağlıyor.

Paslanmaz çelikte sürdürülebilirlik ve geri dönüşüm giderek daha fazla önem kazanıyor. Hurda ticareti bu dönüşümün neresinde yer alıyor?

Geri dönüşüm artık sektörün merkezinde yer alıyor. Özellikle paslanmaz çelik üretiminde cevher bazlı üretim giderek daha zor ve maliyetli hale geliyor. Panellerde de konuşulduğu gibi özellikle nikel madenciliğinde ciddi zorluklar yaşanıyor.

Burada paslanmaz çelik hurdası çok kritik bir kaynak haline geliyor. Çünkü paslanmaz çelik içerisindeki nikeli, kromu ve molibdeni yüzde 95’e varan verimlilikle geri kazanabiliyoruz. Yani paslanmaz çeliğin içerisindeki değerli elementleri yeniden döngüye kazandırmak mümkün oluyor. Bu nedenle geri dönüşüm yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik açısından da stratejik bir öneme sahip.

SKDM’nin (CBAM) sektöre etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

SKDM’nin ilk aşamada sektörü bir miktar negatif etkilediğini söyleyebiliriz. Çünkü bazı üreticiler daha düşük maliyetli Asya menşeli kütükleri ithal ederek üretime yöneldi ve bu durum hurda kullanımını azalttı.

Ancak sistemin devreye girmesiyle birlikte özellikle Avrupa’dan hurda tarafına yönelik daha güçlü talepler almaya başladık. Bunun fiyatlara da olumlu yansıdığını görüyoruz. Hurda fiyatları yükseliyor ve tonajların da önümüzdeki dönemde artmaya devam edeceğini düşünüyoruz.

Son olarak Steel Summit 2026’yı nasıl değerlendirirsiniz?

Etkinliği oldukça başarılı buldum. Ancak önümüzdeki yıllarda daha da büyüyerek gelişebileceğini düşünüyorum. Şu an daha belirli bir kitleye hitap ediyor ancak üniversitelerin, daha küçük ölçekli firmaların ve daha fazla uluslararası katılımcının dahil olmasıyla çok daha güçlü bir platform haline gelebilir.

Özellikle dünyanın farklı bölgelerinden daha fazla yabancı katılımcının yer aldığı daha geniş ölçekli bir yapıya dönüşmesi sektör açısından önemli katkılar sağlayacaktır. Buna rağmen organizasyonun genel anlamda oldukça başarılı geçtiğini düşünüyorum.