Avrupa Birliği (AB), 2026 yılının ocak-ağustos döneminde Rusya menşeli 1,6 milyon ton demir ve çelik ürünü ithal etti. İthalat hacmi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 55 azalırken, söz konusu ürünlerin toplam ithalat değeri yüzde 54 düşüşle 682 milyon euroya geriledi.

İthalatın büyük bölümünü yarı mamul çelik ürünleri oluşturdu. AB, yılın ilk sekiz ayında Rusya’dan yıllık bazda yüzde 34 düşüşle 1,56 milyon ton yarı mamul çelik ithal etti. Bu ürünlerin toplam değeri ise yüzde 37 azalarak 670 milyon euro oldu.

Belçika ve İtalya öne çıktı

Rusya menşeli yarı mamul çelik ürünlerinin AB’deki en büyük alıcısı Belçika oldu. Belçika, ocak-ağustos döneminde Rusya’dan 767 bin 700 ton yarı mamul çelik ithal etti. Bu miktar, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10,5 düşüşe işaret etti.

İtalya ise 191 bin 800 tonluk ithalatla ikinci sırada yer aldı. Ülkenin Rusya’dan yarı mamul çelik alımları yıllık bazda yüzde 65,1 azaldı.

AB’nin Rusya’dan hurda ithalatı da aynı dönemde yüzde 21,3 düşerek 41 bin 300 ton oldu. Hurda alımları için yapılan harcama ise yüzde 33,5 azalarak 11,7 milyon euroya geriledi.

Rus çeliğine yönelik kotalar düşürülüyor

Ocak-ağustos döneminde AB, Rusya’dan pik demir, ferroalyaj, demir cevheri veya doğrudan indirgenmiş demir (DRI) ithal etmedi. Rusya’dan AB’ye pik demir ve DRI ithalatına yönelik tam yasak 1 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe girerken, demir cevheri ve ferroalyajlar da sektörel ithalat kısıtlamalarına tabi tutuluyor.

Rusya menşeli yarı mamul çelik ürünlerinin ithalatı ise geçiş düzenlemeleri kapsamında devam ediyor. 1 Ekim 2025-30 Eylül 2026 dönemi için belirlenen slab ithalat kotası 2,998 milyon ton oldu. 1 Ekim 2026-30 Eylül 2027 dönemi için kota 2,6 milyon tona, Ekim 2027-Eylül 2028 dönemi için ise 2 milyon tona indirildi.

AB’nin 2025 yılı genelinde Rusya’dan demir ve çelik ürünleri ithalatı, yıllık bazda yüzde 4,8 düşerek 5,08 milyon ton olarak gerçekleşmişti. Bu ithalatın Rusya’ya sağladığı gelir 2,08 milyar euro olmuştu. Veriler, Rusya’dan yapılan demir ve çelik ithalatı gerilemesine rağmen Avrupa pazarındaki ticari akışın sürdüğünü gösteriyor.