Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB) Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Aslan, 2025 yılına dair çelik sektörü değerlendirmelerini ve 2026 beklentilerini SteelTürk Dergisi’ne aktardı.
Küresel çelik sektörü açısından 2025 yılına bakıldığında, talep tarafındaki yavaşlamanın ve buna bağlı olarak sınırlı büyümenin belirleyici olduğu bir tabloyla karşılaşıyoruz. Aynı zamanda 2025’i, adil ve serbest ticaret anlayışının giderek zayıfladığının net biçimde hissedildiği bir sene olarak değerlendirmek mümkün.
Bu doğrultuda Avrupa pazarında özellikle inşaat ve otomotiv sektörlerindeki yavaşlamanın, çelik talebi üzerinde belirgin bir baskı yarattığını görmekteyiz. Buna karşılık Asya ve Orta Doğu pazarlarında devam eden altyapı yatırımları, küresel çelik talebi açısından dengeleyici bir rol üstleniyor. Diğer yandan Çin başta olmak üzere Uzak Doğu menşeli düşük fiyatlı ve dampingli ürünlerin, çelik fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturan temel unsurlar arasında yer aldığını söyleyebiliriz.
Küresel ölçekte bu gelişmeler yaşanırken, Türk çelik sektörü açısından 2025 yılına bakıldığında; yüksek finansman maliyetlerinin, ham madde fiyatlarındaki dalgalanmaların ve ana ihracat pazarlarımızda yaşanan daralmanın öne çıktığını belirtebiliriz. Buna karşın sektörümüzün, esnek üretim yapısı, hızlı teslimat kabiliyeti ve geniş ürün gamı sayesinde ihracatta pazar çeşitlendirmesine odaklanarak, bu zorluklara karşı çözüm üretme iradesini koruduğunu ayrıca vurgulamak gerek.
Bu yaklaşım doğrultusunda; Çelik İhracatçıları Birliğimizin pazar çeşitlendirmesine yönelik çalışmalarını 2025 yılı boyunca kararlılıkla sürdürdüğünü söyleyebiliriz. İhracatın giderek bölgesel pazarlara yönelmesiyle birlikte, sene boyunca yakın coğrafyadaki ülkelere odaklandık. Bu kapsamda da Mısır, Kosova, Fas, Yunanistan, Tanzanya, Almanya, Romanya ve Bosna Hersek’e ziyaretler organize ettik. Ayrıca Afrika’yı hedef pazar olarak belirleyerek, Tanzanya Sektörel Ticaret Heyetini başarılı bir şekilde gerçekleştirdiğimizi de belirtmek isteriz.
2026 yılı için çelik sektörü açısından temkinli bir iyimserlikten söz edebiliriz. Küresel ekonomide enflasyonla mücadelede önemli bir aşamanın geride kalması ve faiz indirimlerinin kademeli olarak gündeme gelmesi, başta inşaat ve sanayi olmak üzere çelik tüketen sektörlerde talebin yeniden canlanmasını destekleyebilir.
Avrupa Birliği, 2026’da mecburen sona erdirmek zorunda olduğu çelik korunma önlemi (safeguard) yerine devreye alacağı yeni ticaret kısıtlamalarına ilişkin detayları, 2025 yılının son çeyreğinde açıkladı. AB’nin bu son model ticaret kısıtlaması ve diğer uluslararası partnerlerimizin kısıtlayıcı önlemleri 2026 yılında da küresel pazarlarda adil rekabet ortamını zayıflatacaktır.
Buna karşın; Avrupa Birliği’nde hız kazanan yeşil dönüşüm yatırımları ile savunma, enerji ve altyapı projelerinin artması; Orta Doğu ve Afrika’da devam eden büyük ölçekli inşaat ve enerji yatırımları, küresel çelik talebi açısından olumlu sinyaller veriyor. Ancak Çin kaynaklı arz fazlası ve agresif fiyat rekabeti 2026 yılında da sektör açısından yakından takip edilmesi gereken unsurlar olmaya devam edecek diye öngörüyoruz.
Türkiye çelik sektörü açısından 2026; verimlilik, katma değer ve sürdürülebilirlik odaklı büyümenin ön plana çıktığı bir yıl olacak. Finansman koşulların görece rahatlaması ve ihracat pazarlarında toparlanma sektörün rekabet gücünü desteklemesini bekliyoruz.
Bununla birlikte, yeşil çelik yatırımları, yenilenebilir enerji kullanımı ve karbon ayak izinin düşürülmesine yönelik projeler 2026 yılında da sektörün ana gündem maddeleri arasında yer alacak.













































