1964 yılında demir ticaretiyle başlayan ve bugün çelik üretimi, lojistik ve uluslararası ticarette güçlü bir yapıya ulaşan Ekinciler, 60 yılı aşan sanayi deneyimini yeni yatırımlarla geleceğe taşıyor. Üretimden ihracata, düşük karbonlu üretimden lojistik altyapıya kadar geniş bir alanda dönüşümünü sürdüren şirket, halka arzla birlikte büyüme yolculuğunda yeni bir döneme adım atıyor.

Ekinciler Holding Pazarlama Direktörü Kaan Özülü ile gerçekleştirdiğimiz röportajımızı sizlerle paylaşıyoruz.

Ekinciler’in temelleri 1964 yılında atıldı ve bugün 60 yılı aşan bir sanayi tecrübesine ulaşıldı. Bir demir ticarethanesinden Türkiye’nin önemli çelik üreticilerinden ve global oyuncularından birine uzanan bu dönüşümü kısaca anlatır mısınız?

Ekinciler’in sanayi yolculuğu, 1964 yılında merhum Ali Ekinci’nin Adana’da Ali Ekinci Ticarethanesi adıyla demir ticaretine başlamasıyla atılan mütevazı ancak güçlü bir temele dayanıyor. Kurucumuzun sanayinin Türkiye’nin kalkınmasındaki stratejik önemini erken dönemde görmesi, ticaretten üretime geçişimizin de temelini oluşturdu. Bu anlayış doğrultusunda 1976 yılında Ali Ekinci ve oğlu Orhan Ekinci’nin öncülüğünde Karabük’te faaliyete geçen haddehane ile sanayicilik yolculuğumuz yeni bir aşamaya taşındı.

En önemli dönüm noktalarımızdan biri ise 1983 yılında İskenderun’da bölgenin ilk özel çelik tesisinin kurulması oldu. Bu yatırım, Ekinciler’i ticaret yapan bir aile şirketinden üretim yapan, yatırım gerçekleştiren ve uluslararası pazarlara açılan güçlü bir sanayi kuruluşuna dönüştüren stratejik bir eşikti.

Büyümemizi yalnızca üretim kapasitesini artırmak olarak görmedik. Çeliğin yanında lojistik, denizcilik, dış ticaret ve inşaat gibi birbirini tamamlayan alanlara yatırım yaptık. 1982’de EKTRANS, 1984’te EKİNTAŞ, 1985’te EKMAR kuruldu ve 1986 yılında grup şirketlerimizi tek çatı altında toplayarak üretimden lojistiğe ve uluslararası ticarete uzanan entegre yapımızın temellerini attık.

Bugün Ekinciler Demir ve Çelik; 1,4 milyon ton sıvı çelik ve 1,3 milyon ton haddehane kapasitesine sahip, uluslararası kalite standartlarında üretim gerçekleştiren Türkiye’nin köklü çelik üreticilerinden biri. Türkiye’nin ilk inşaat çeliği ihracatçısı olarak başlayan dış pazarlara açılma vizyonumuzu bugün çok daha geniş bir coğrafyada sürdürüyoruz.

Dolayısıyla 60 yılı aşan hikâyemizi; ticaretten sanayiye, sanayiden entegre üretime ve oradan uluslararası pazarlarda rekabet eden global bir yapıya dönüşümün hikâyesi olarak görüyoruz. Kurucularımızdan devraldığımız girişimcilik ruhunu teknoloji, kalite, sürdürülebilirlik ve global rekabetçilik anlayışıyla geleceğe taşımaya devam ediyoruz.

Ekinciler’in üretim tesisleri ve üretim kapasitesi hakkında bilgi verebilir misiniz? Hangi ürünleri üretiyorsunuz? Ürün gamınızda öne çıkan ürünler hangileri?

Çelikhane tesislerimizde farklı kalite ve teknik özelliklerde kütük üretimi, haddehanemizde ise 8 mm’den 50 mm’ye kadar nervürlü inşaat çeliği üretimi gerçekleştiriyoruz. Bu geniş üretim aralığı sayesinde konut ve altyapı yatırımlarından köprü, baraj, yüksek yapı, endüstriyel tesis ve mega projelere kadar farklı kullanım alanlarına ürün sunabiliyoruz.

Haddehanemizde Monoblok hadde sistemi, Thermex QST ısıl işlem teknolojisi ve IR kameralı otomatik çubuk sayma sistemi entegre biçimde çalışıyor. Monoblok teknolojisi yüksek ölçü hassasiyeti ve düşük tolerans sapmaları sağlarken, Thermex QST sistemiyle yüksek mukavemet ve süneklik özelliklerini birlikte elde edebiliyoruz.

Üretim altyapımızın önemli güçlü yönlerinden biri de farklı pazarların teknik standartlarına ve müşteri beklentilerine hızlı şekilde uyum sağlayabilen esnek üretim kabiliyetimiz.

Çelikhaneden haddehaneye uzanan entegre yapımız sayesinde hammaddeden nihai ürüne kadar süreci kendi bünyemizde yöneterek kalite sürekliliği, izlenebilirlik ve yüksek proses kontrolü sağlıyoruz. Bu yapı, hem Türkiye’de hem de uluslararası pazarlarda güvenilir ve sürdürülebilir bir tedarikçi olarak konumlanmamızın temel unsurlarından birini oluşturuyor.

Depreme dayanıklı yapıların öneminin her geçen gün arttığı bir dönemde, Ekinciler’in geliştirdiği Türkiye’nin ilk patentli depreme dayanıklı inşaat çeliği markası Eksismik Plus dikkat çekiyor. Bu ürünün geliştirilme sürecini ve sektöre sunduğu avantajları anlatır mısınız?

Türkiye’nin bir deprem ülkesi olması, yapı güvenliğini bizim açımızdan yalnızca teknik bir konu değil, aynı zamanda önemli bir toplumsal sorumluluk haline getiriyor. Uzun yıllara dayanan üretim tecrübemizi ve mühendislik birikimimizi bu sorumlulukla bir araya getirerek Türkiye’nin ilk patentli depreme dayanıklı inşaat çeliği markası Eksismik® Plus’ı geliştirdik. Amacımız standartların gerektirdiği mekanik özelliklerin ötesine geçerek, deprem etkileri altında ihtiyaç duyulan yüksek dayanım ve sünekliği güvenilir ve istikrarlı biçimde sağlayan bir ürün ortaya koymaktı.

Bu doğrultuda kimyasal kompozisyondan haddeleme parametrelerine ve Thermex QST kontrollü soğutma prosesine kadar bütün üretim sürecini yönetiyoruz. Böylece yüksek mukavemetin yanında, deprem sırasında oluşan tekrarlı yükler altında taşıyıcı sistemin enerjiyi absorbe etmesine katkı sağlayan süneklik ve deformasyon kabiliyetini güvence altına almayı hedefliyoruz.

Eksismik® Plus’ın bir diğer önemli özelliği yüksek ölçü hassasiyeti ve optimize edilmiş ağırlık toleransı. Monoblok hadde teknolojimiz sayesinde standartların izin verdiği toleranslar içerisinde kontrollü üretim gerçekleştirerek aynı bağ ağırlığında minimum yüzde 5 daha fazla çubuk sunabiliyoruz.

Böylece aynı tonajdan daha fazla metraj elde edilirken malzeme kullanımı ve proje maliyetleri daha verimli yönetilebiliyor.

Bu verimlilik aynı zamanda kaynak kullanımı, taşıma ve lojistik açısından sürdürülebilirliğe katkı sağlıyor. Dolayısıyla Eksismik® Plus ile yapı güvenliği, ekonomik verimlilik ve sürdürülebilirliği aynı ürün yaklaşımında buluşturuyoruz. Bu ürünü 60 yılı aşan sanayi tecrübemizin, üretim teknolojimizin ve Ar-Ge yaklaşımımızın yapı güvenliğine yansıyan somut sonuçlarından biri olarak görüyoruz.

Ekinciler, Türkiye’nin ilk inşaat çeliği ihracatçısı olarak önemli bir geçmişe sahip. Bugün ihracat pazarlarınızda nasıl bir tablo var? Türk çeliğinin küresel rekabet gücünü ve Ekinciler’in yeni pazarlara yönelik ihracat stratejisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

İhracat kültürü şirketimizin sanayi geçmişinin çok erken dönemlerine dayanıyor. Türkiye’nin ilk inşaat çeliği ihracatçısı olmanın yanı sıra ABD ve Brezilya’ya gerçekleştirilen ilk inşaat çeliği ihracatlarında da öncü rol üstlendik. Bugün bu geleneği sürdürerek başta Orta Doğu, Balkanlar ve Afrika olmak üzere ihracat geleneğimizi sürdürüyoruz

Türkiye’nin güçlü üretim kültürü, modern tesisleri, esnek üretim kabiliyeti ve Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Doğu Akdeniz’e yakınlığı önemli rekabet avantajları sağlıyor. Bununla birlikte artık rekabet yalnızca kalite ve fiyat üzerinden şekillenmiyor; ticaret koruma önlemleri, kotalar, ilave vergiler, enerji ve navlun maliyetleri, jeopolitik gelişmeler ve karbon düzenlemeleri pazara erişimi doğrudan etkiliyor.

Bu nedenle ihracat stratejimizi tek bir ülke veya bölgeye bağımlı olmayan, çeşitlendirilmiş bir yapı üzerine kuruyoruz. Mevcut pazarlarımızdaki konumumuzu korurken özellikle Batı ve Orta Afrika’da yeni ve kalıcı pazarlar oluşturmayı, Balkanlar ve Doğu Akdeniz’de etkinliğimizi artırmayı hedefliyoruz. Üretim, dış ticaret, lojistik ve liman faaliyetlerimizi aynı ekosistemde yönetmemiz de önemli bir avantaj sağlıyor.

Önümüzdeki dönemde hedefimiz yalnızca ihracat tonajını artırmak değil; Eksismik® Plus gibi katma değerli ürünlerin payını yükseltmek, yeni pazarlarda kalıcı olmak ve düşük karbonlu üretim kabiliyetimizi güçlendirmek.

Çelik sektörünün önündeki en önemli dönüşümlerden biri düşük karbonlu üretim. Ekinciler olarak enerji verimliliği, karbon ayak izinin azaltılması, yenilenebilir enerji ve çevre dostu üretim teknolojileri konusunda hangi çalışmaları yürütüyorsunuz? Önümüzdeki dönemde sürdürülebilirlik yatırımlarınızın odağında neler olacak?

Çelik sektöründe düşük karbonlu üretim artık yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, küresel rekabet gücü ve pazara erişimin temel unsurlarından biri. Ekinciler olarak bu dönüşümü üretim teknolojimizi ve rekabet gücümüzü geleceğe taşıyacak stratejik bir fırsat olarak değerlendiriyoruz.

En önemli avantajlarımızdan biri elektrik ark ocağı teknolojisiyle ve hurdayı temel metalik hammadde olarak kullanarak üretim gerçekleştirmemiz. Hurdayı yeniden ekonomiye kazandırarak doğal kaynak kullanımının azaltılmasına katkıda bulunuyor ve ekonomik ömrünü tamamlamış çeliği yeniden yüksek katma değerli ürüne dönüştürüyoruz. Dolayısıyla döngüsel ekonomi mevcut üretim modelimizin önemli bir parçası.

Çelikhane ve haddehanemizde enerji tüketiminin azaltılması, proses optimizasyonu, otomasyon ve kaynakların daha etkin kullanılması yönünde çalışmalar yürütüyoruz. Çevre dostu teknoloji ve otomasyon yatırımlarımızı sürdürürken GES yatırımlarıyla yenilenebilir enerjinin toplam enerji yapımız içerisindeki payını artırmayı hedefliyoruz.

Sürdürülebilirliği enerji ve karbonla sınırlamıyoruz. Atık suların arıtılması, su ve doğal kaynakların verimli kullanılması, emisyonların azaltılması, geri dönüşüm ve yeniden kullanım uygulamalarının geliştirilmesi üzerinde çalışıyoruz. Liman operasyonlarımızda da dijitalleşme ve akıllı sistemlerle enerji tüketimini ve çevresel etkiyi azaltmayı hedefliyoruz.

Aynı zamanda karbon ayak izinin izlenmesi ve raporlanmasına yönelik dijital altyapımızı geliştiriyoruz. Önümüzdeki dönemde enerji verimliliği, yenilenebilir enerji, dijitalleşme, karbon emisyonlarının ölçülmesi ve azaltılması, kaynak verimliliği ve döngüsel ekonomi yatırımlarımızın odağında olacak. Nihai hedefimiz Net Sıfır Emisyon doğrultusunda üretim modelimizi aşamalı olarak dönüştürerek düşük karbon ayak izine sahip ürünlerin ağırlığını artırmak.

Ekinciler’in üretim gücünün yanında lojistik altyapısı da önemli bir rekabet avantajı oluşturuyor. Liman kapasitesinin 12 milyon tona ulaşması şirketin ihracat ve tedarik zinciri operasyonlarına nasıl bir katkı sağlıyor?

İskenderun’daki üretim tesislerimiz ile limanımızın aynı lokasyonda bulunması, hammaddenin tesise girişinden nihai ürünün gemiye yüklenmesine kadar tüm süreci entegre biçimde yönetmemize imkân sağlıyor. Gerçekleştirdiğimiz yatırımlarla limanımızın yıllık elleçleme kapasitesini 12 milyon tona çıkararak bu entegrasyonu daha da güçlendirdik.

Çelik sektöründe lojistik, toplam maliyet ve rekabet gücü açısından son derece belirleyici. Özellikle hurda gibi yüksek tonajlı hammaddelerin tedarikinde ve nihai ürün ihracatında limana doğrudan erişim; ilave taşıma, aktarma ve depolama operasyonlarını azaltıyor, teslim sürelerini kısaltıyor ve operasyonel esnekliği artırıyor.

Son yatırımlarımızla limanımızın teknik kabiliyetlerini de geliştirdik. 800 metre uzunluğunda, 40 metre genişliğinde ve 26 metreye ulaşan su derinliğine sahip iskelemiz, 250 bin DWT seviyesine kadar büyük tonajlı gemilere hizmet verebiliyor. Yeni nesil ekipmanlarımızla yükleme ve tahliye operasyonlarının hızını ve verimliliğini de artırıyoruz. Bu yapı, yüksek tonajlı hammadde tedariki ve ihracatta ölçek ekonomisinden yararlanmamıza olanak tanıyor.

Aynı zamanda farklı coğrafyalardan hammadde tedarik edebilmemizi ve Avrupa’dan Amerika kıtasına, Afrika’dan Orta Doğu’ya kadar farklı ihracat destinasyonlarına rekabetçi lojistik çözümler sunabilmemizi sağlıyor. Limanımız yalnızca kendi ihtiyaçlarımızı karşılamıyor; 12 milyon tonluk kapasitesiyle bölge sanayisine ve üçüncü taraf müşterilere de hizmet veren güçlü bir lojistik merkez konumunda.

Dolayısıyla üretim, liman ve lojistiğin aynı ekosistem içerisinde yönetildiği bu modelin; hız, maliyet, tedarik güvenliği ve operasyonel esneklik açısından Ekinciler’e uzun vadeli bir rekabet avantajı sağladığına inanıyoruz.

Küresel çelik piyasasında Çin’in ihracatı, korumacı ticaret politikaları, AB kotaları, karbon düzenlemeleri ve bölgesel jeopolitik gelişmeler sektördeki dengeleri yeniden şekillendiriyor. Ekinciler bu yeni dönemde rekabet gücünü korumak ve artırmak için nasıl bir strateji izliyor?

Küresel çelik sektörü kapsamlı bir dönüşüm içerisinde. Çin kaynaklı yüksek ihracat hacimleri ve fiyat baskısı, artan korumacı ticaret politikaları, kota ve tarifeler, Avrupa Birliği’nin karbon düzenlemeleri ve jeopolitik gelişmeler küresel ticaret akışlarını yeniden şekillendiriyor. Artık rekabet gücünü yalnızca üretim maliyeti ve kalite değil; pazara erişim, karbon performansı, lojistik güç ve değişen koşullara hızlı uyum sağlayabilme kabiliyeti belirliyor.

Çin’in yüksek ihracat hacimleri uluslararası fiyatlar üzerinde baskı oluştururken birçok ülke kendi üreticilerini korumaya yönelik politikalarını güçlendiriyor. AB kotaları, anti-damping ve diğer korunma önlemleri nedeniyle pazar çeşitlendirmesi her zamankinden daha önemli. Bu nedenle stratejimizi tek bir coğrafyaya bağımlı olmayan dengeli bir ihracat yapısı üzerine kuruyor; Balkanlar, Afrika, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’de kalıcı müşteri ilişkileri geliştirmeye odaklanıyoruz. 60’tan fazla ülkeye ulaşmış olmanın sağladığı tecrübe de değişen pazar koşullarına hızlı adapte olmamıza katkı sağlıyor.

Stratejimizin diğer önemli ayağını katma değerli ürünler ve üretim teknolojisi oluşturuyor. Eksismik® Plus gibi farklılaşan ürünlerle ölçü hassasiyeti, kalite sürekliliği, kaynak verimliliği ve müşteri ihtiyacına uygun üretim kabiliyetimizi ileri taşıyoruz. Amacımız yalnızca fiyat üzerinden rekabet eden bir üretici değil, müşterisine kalite, güvenilirlik ve verimlilik sunan bir çözüm ortağı olmak.

Bir diğer önceliğimiz yeşil dönüşüm ve düşük karbonlu üretim. Elektrik ark ocağı ve hurda bazlı üretim modelimizin avantajını enerji verimliliği, yenilenebilir enerji, proses optimizasyonu ve karbon ayak izinin ölçülmesine yönelik yatırımlarla güçlendiriyoruz. Üretim tesisimizle aynı lokasyondaki 12 milyon ton kapasiteli limanımız da değişen ticaret akışlarında farklı hammadde kaynaklarına ve ihracat pazarlarına hızlı yönelmemize imkân sağlıyor.

Dolayısıyla yeni dönemde stratejimizi pazar çeşitlendirmesi, katma değerli ürünler, düşük karbonlu üretim, operasyonel verimlilik ve entegre lojistik gücü üzerine kuruyoruz. Küresel dönüşümü yalnızca bir risk değil, doğru yatırımları yapan ve değişime hızlı adapte olan üreticiler açısından önemli fırsatlar barındıran bir süreç olarak görüyoruz.

Ekinciler, 60 yılı aşan sanayi geçmişinin ardından halka arzla birlikte büyüme yolculuğunda yeni bir döneme girdi. Yeni ortaklarınızla birlikte başlayan bu dönemde Ekinciler’in geleceğini nasıl şekillendirmeyi planlıyorsunuz? Halka arzın şirketin büyüme, yatırım ve kurumsallaşma hedeflerine nasıl katkı sağlayacağını düşünüyorsunuz?

Ekinciler’in geleceğini değerlendirirken temel hedefimiz, 60 yılı aşan sanayi birikimimizi korurken şirketimizi daha yüksek katma değer üreten, daha sürdürülebilir, daha dijital ve uluslararası pazarlarda daha güçlü bir yapıya taşımak. Bugün sahip olduğumuz çelik üretimi, liman ve lojistik kabiliyetlerinin birbirini desteklediği entegre yapı, gelecekteki büyümemizin de temelini oluşturacak.

Önümüzdeki dönemde çelik tarafında üretim verimliliği, katma değerli ürünler, düşük karbonlu üretim, enerji verimliliği, yenilenebilir enerji ve dijitalleşme yatırımlarına odaklanmayı planlıyoruz. Eksismik® Plus gibi bizi fiyat rekabetinin ötesine taşıyan ürünlerin geliştirilmesi ve ihracat içerisindeki ağırlığının artırılması da bu stratejinin önemli bir parçası olacak. Bunun yanında Afrika, Balkanlar, Orta Doğu ve diğer potansiyel coğrafyalarda yeni ve kalıcı pazarlar oluşturarak uluslararası varlığımızı güçlendirmek istiyoruz.

Liman ve lojistik tarafında ise ulaştığımız 12 milyon tonluk kapasitenin oluşturduğu potansiyeli daha etkin kullanmayı, Ekinciler Limanı’nı yalnızca grubumuzun ihtiyaçlarına hizmet eden bir yapıdan öte, bölgenin önemli lojistik merkezlerinden biri olarak geliştirmeyi hedefliyoruz. Dolayısıyla geleceğimizi yalnızca bir çelik üreticisinin büyümesi olarak değil; üretim, enerji, liman, lojistik ve uluslararası ticaret kabiliyetlerinin birbirini desteklediği bir sanayi ekosisteminin gelişimi olarak değerlendiriyoruz.

Biz halka arzı yalnızca sermaye piyasalarına açılmak olarak değerlendirmiyoruz. Yıllar içerisinde oluşturduğumuz değeri daha geniş bir paydaş kitlesiyle paylaşmak, ortaklık kültürümüzü güçlendirmek ve Ekinciler’in geleceğini yeni ortaklarımızla birlikte inşa etmek açısından önemli bir kilometre taşı olarak görüyoruz. Ekinciler’in temelinde her zaman güven, uzun vadeli bakış açısı ve birlikte değer yaratma anlayışı yer aldı. Yeni ortaklarımızın bize duyduğu güveni de şeffaflık, güçlü kurumsal yönetim ve sürdürülebilir büyüme anlayışıyla karşılamayı önemli bir sorumluluk olarak görüyoruz.

Bu nedenle halka arzı bir varış noktası değil, Ekinciler’in yeni büyüme döneminin önemli kilometre taşlarından biri olarak görüyoruz. 60 yılı aşan sanayi mirasımızı bundan sonra ortaklarımızla birlikte büyütmek, yarattığımız değeri birlikte paylaşmak ve geleceğin Ekinciler’ini hep birlikte inşa etmek temel hedefimiz.