Türkiye’nin önde gelen çelik servis merkezlerinden Galva Metal, 2005 yılında küçük bir ofiste başlayan yolculuğunu bugün uluslararası ölçekte üretim ve hizmet kapasitesine taşıdı.
Çelik servis merkezi, makine ve dağıtım alanlarında büyüyen şirket, Romanya ve Türkiye’deki yatırımlarıyla entegre bir yapı oluşturdu. Son yıllarda devreye aldığı yüksek hızlı dilme hatları ve çoklu boy kesme sistemleriyle Avrupa standartlarında verimlilik seviyesine ulaştı. Otomotivden galvanize ürünlere kadar geniş bir yelpazede hizmet veren Galva Metal, üretimde teknoloji ve verimlilik odaklı bir dönüşüm yürütüyor. Şirket, aynı zamanda ERP ve dijital üretim sistemleriyle süreçlerini sürekli iyileştirmeye odaklanıyor. Galva Metal Yönetim Kurulu Başkanı ile gerçekleştirdiğimiz bu röportajda, sektörün dönüşümünü, rekabet dinamiklerini ve geleceğe yönelik stratejileri konuştuk. Çelik sektöründe kapasite fazlası, küresel rekabet ve teknolojik dönüşümün gölgesinde şekillenen bu yolculuğu kendisinden dinledik.
“Galva Metal, yaptığı yüksek hızlı hat yatırımlarıyla çelik servis merkezlerinde verimlilik ve kapasitede yeni bir seviyeye ulaştı”
Galva Metal, kuruluşundan bu yana Türkiye’nin önde gelen çelik servis merkezlerinden biri haline geldi. Bu başarı yolculuğundan kısaca bizlere bahseder misiniz?
2005 yılında yok denecek bir sermaye ile 30m2 bir ofiste ticaret yaparak başladık. İlk 3-4 yıl transit ticaret yaptıktan sonra 2009 yılında ufak bir çelik servis yatırımı yapmaya karar verdik. O gün 1100m2 ila başlayan ilk ÇSM girişimimiz bugün 20.000m2 alana ulaştı. Ayrıca Romanya’da bir depo ve dağıtım firmamız var. Ereğli, Zonguldak’ ta da, Türkiye’nin en iyi dilme ve boy kesme hatlarını üreten Galva Makine firmamız var.
Galva Metal tarafında, en son yaptığımız aynı anda hem dilme ve boy kesme yapabilen MBL çoklu boy kesme hattımız ve yeni 5 dakikanın altında ayar değiştirme dahil yeni bobine geçebilen 400 metre/dk hızlı süper verimli dilme hattı yatırımlarımız ile batı Avrupa’daki meslektaşlarımızla verimlilik açısından en azından eşit düzeye geldik.
Göz yaşı, gofraj, haddeleme, galva fence gibi farklılaşmış üretimlerimizle de fark yaratan bir çelik servis merkezi vizyonuyla çalışıyoruz. Hikayenin ana teması bu sanırım. Farklılaş, değer yarat, güvenilir ol, verimli ol, teknolojik ol, partnerlerinin ihtiyaçlarını iyi anla ve onlara farklılaşmış çözümler geliştir.
Çelik sektöründe rekabetin giderek arttığı bir dönemde, müşterilerinizin değişen beklentilerine cevap verebilmek için hangi alanlara yatırım yapıyorsunuz?
Bu soruya aslında yukarda cevap vermiş oldum. İlaveten teknolojik altyapı ERP, MES gibi sistemlerimizi sürekli geliştirmeye çalışıyoruz. Hem üretim, hem teknolojik olarak sürekli daha verimli ve daha hızlı olarak hizmet kalitemizi arttırmaya çalışıyoruz.
Galvanizli, boyalı ve aluzinc ürün gruplarında faaliyet gösteren bir firma olarak, son dönemde hangi ürün segmentlerinde talep artışı gözlemliyorsunuz? Bu değişimi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Biz en çok galvaniz grubunda aktifiz. Ama Soğuk, HRP, boyalı, aluzinc gibi ürünlerini de sıklıkla servis ediyoruz. Bariz bir talep artışı gösteren ürün grubu yok. Geçen yıllara benzer oranlarda devam ediyor. Sadece en son yatırımlarımız ile otomotiv sektörüne yoğun olarak hizmet vermeye başladık. O sebeple farklı kaliteler için daha önce yapmadığımız işlemleri yapabilir hale geldik.
“Yaptığımız yeni yatırımızla otomotiv sektöründeki gücümüzü artırdık”
Çelik servis merkezlerinin üretim zincirindeki rolü her geçen yıl daha kritik hale geliyor. Sizce önümüzdeki dönemde servis merkezlerini bekleyen en önemli fırsatlar ve riskler nelerdir?
Riskler, üretim maliyetlerinin artış hızı, talepteki artış hızından fazla. O sebeple ton başı üretim maliyeti artıyor. Verimlilik artışlarıyla, maliyet artışını dengeleyemeyen servis merkezileri karlılıklarında düşüş yaşayacak. En büyük risk bu. Fırsatlar için de en büyük beklenti 3-4 yıldır çok iyi gitmeyen iç ve dış piyasaların canlanması. Her kışın baharı vardır diyerek birkaç yıldır bekliyoruz. Bölge coğrafyada barış ve yeniden inşaatların başlaması, faizlerin düşüp yatırımların artması gibi uzun süredir beklediğimiz ama ötelenen bir olumlu gelişme var. Umarım en kısa sürede bu beklentiler gerçeğe dönüşür.
Son yıllarda Çin kaynaklı rekabet, korumacılık önlemleri ve küresel ticarette yaşanan değişimler Türk çelik sektörünü nasıl etkiliyor? Galva Metal bu gelişmelere karşı nasıl bir strateji izliyor?
Çin çok fazla üreterek ölçek ekonomisinden maliyet avantajı ve üzerine de devlet teşviklerini de alarak yıpratıcı bir rekabet politikası izliyor. Bu durumda korumacı önlemler yatırımcılar için destekleyici oluyor. Bizim ana stratejimiz, fiyat odaklı değil ama özel çözümlerle rekabetten kaçınmak üzerine.
2026 yılının geri kalanına ve orta vadeye ilişkin beklentilerinizi paylaşır mısınız? Galva Metal’in büyüme, yatırım ve ihracat hedeflerinde hangi başlıklar öne çıkıyor?
Birkaç yıldır maalesef, bu yıl da kötü ama bir atlatalım seneye iyi olacak diye konuşuluyor. Bu yılda maalesef hem iç hem dış gelişmeler çok olumlu değil. Biz yine de yatırımlarımızla ve yoğun çabayla geçen senenin üzerinde bir performans sergiliyoruz ama yıllardır beklediğimiz o pozitif sene 2026 da değil. Umarım 2027 de beklediğimiz fırsat gerçekleşir. Biz eski hatların modernizasyonu ve yeni hat yatırımlarımıza son hız devam ediyoruz. Aslında projemizin sonuna geldik sayılır. 3 ay içerisinde irili ufaklı tüm projelerimiz devreye girmiş olacak. Ondan sonra gelişmelere göre yeni planlarımızı yapacağız. İhracat tarafı da kurulduğumuz günden bu yana bizim için çok kıymetli. Bu sene geçmiş yıllara göre daha iyi bir performans var. İhracatta da esas patlamayı çevre ülkelerdeki savaşlar bitince bekliyoruz. Kapasite olarak da bu patlamaya hazırız.
Eğer bugün Türkiye çelik sektörünün geleceğine yön verecek üç stratejik karar alma şansınız olsaydı, bunlar hangi başlıklar olurdu ve neden?
Türkiye’de maalesef her şeyin fazlası var. Haddeleme, galvanizleme, ÇSM, boru profil, inşaat demiri, tüccar….. Her segmentte kapasite fazlamız var. İlk stratejik karar birleşmeleri teşvik etmek olurdu. Çelik sektöründe başarılı olmak için kapasite kullanım oranı ve ölçek ekonomisi çok önemli. %40-50 kapsitede çalışan firmalar zarar ederken, bu iki firma birleşip, %80 kapasite kullanım oranına ulaşırsa, yüksek karlar elde etmek mümkün oluyor.
İkinci stratejik karar kalite standartlarıyla ilgili. Hem ithalat sırasında, hem de projelerde ikinci kalite ve vasıfsız sacların kullanımına bazı düzenlemeler getirirdim. Deprem bölgesi olan ülkemizde, özellikle inşaat sektöründe kullanılan çelik ürünlerinin iyi denetlenmesi lazım. Yurt dışından gelen sacların belli özelliklerin dışındaysa, ithalatına müsaade edilmemesi lazım. Üçüncüsü de, verimlilik artışı ve teknolojik dönüşüm projelerini destekler ve teşvik ederdim.
“Çelik sektöründe başarılı olmak için kapasite kullanım oranı ve ölçek ekonomisi çok önemli”
































