Çelik piyasasında bazen fiyatlardan çok, fiyatların arasındaki makasa bakmak gerekir.
Türkiye'de son haftalarda ilginç olan tam da bu.
Hurda fiyatları ciddi bir yükseliş göstermiyor. Buna karşılık inşaat demiri ve fillmasin başta olmak üzere uzun mamul fiyatları yukarı gidiyor. Yani elektrik ark ocakis Türk üreticisinin hammaddesi sakin kalırken sattığı ürün değer kazanıyor.
Üretim rakamları da Türkiye adına olumilu. Temmuzda ham çelik üretimimiz yüzde 7, yılın ilk yedi ayında ise yüzde 7,9 arttı.
Dünya üretiminin neredeyse yerinde saydığı bir dönemde küçümsenecek rakamlar değil bunlar.
Üstelik karşı tarafta Çin var.
Dünyanın en büyük çelik üreticisinde temmuz üretimi yüzde 3,6 geriledi. Yılın ilk yedi ayında üretim de ihracat da geçen yılın altında.
Buraya kadar Türkiye adına tablo güzel.
Ama bir de Gine meselesi var.
Simandou'nun devreye girmesiyle dünya piyasasına ciddi miktarda yeni ve yüksek kaliteli demir cevher girecek.
Çin'in üretimi düşerken cevher arzının artması, bugün 100 dolar civarında direnmeye çalışan cevher üzerinde önumüzdeki dönemde ciddi bir fiyat baskisi oluşturabilir.
Bu da Avustralya ve Brezilya için yeni bir rekabet demek.
"Biz hurdayla üretiyoruz, cevher bizi ilgilendirmez demek ise büyük hata olur.
Çünkü cevher ucuzladığında bizim rakiplenmiz daha ucuza üretmeye başlayacak.
Hurda aynı seviyelerde kalırsa Türk elektrik ark ocaklı üreticisinin bugün sahip olduğu maliyet avantajı hızla daralabilir.
Hurda yükselmez, uzun mamul güçlü kalırsa Türkiye kazanır, Ama Simandou cevher fiyatlanını aşağı çekerken hurda yerinde kalırsa oyun yeniden kurulur. Çelikte mesele zaten budur:
Bugünün avantajına sevinirken, yarının maliyetini de hesaplamak...
Saygılarımla
Hurda, Cevher ve Değişen Dengeler...














































