1997 yılında lojistik ve uluslararası ticaret alanındaki çalışmalarıyla sektöre adım atan Loyal Steel, bugün geldiği noktada Avrupa, Afrika ve Orta Doğu’ya uzanan geniş bir ticaret ağıyla çelik sektörünün güvenilir oyuncularından biri haline geldi. Vagon taşımacılığından gemi kiralamaya, iskele işletmeciliğinden depolamaya kadar farklı alanlarda edindiği deneyimleri yıllar içinde demir çelik ticaretine taşıyan şirket, sağlam temeller üzerine kurduğu iş modeliyle büyümesini sürdürüyor. Kuruluşundan itibaren Avrupa’daki köklü finans kuruluşları ve uluslararası çelik devleriyle iş birlikleri geliştiren Loyal Steel, 2011’den itibaren daha kurumsal bir yapıya kavuşarak faaliyetlerini tek çatı altında topladı. Bugün ise “önceliğimiz Türk malı” anlayışıyla hareket eden firma, ürün çeşitliliği, lojistik gücü ve müşteri odaklı yaklaşımıyla hem iç pazarda hem de uluslararası arenada güçlü bir tedarikçi konumunda. Loyal Steel Genel Müdürü Emin Kermani ile gerçekleştirdiğimiz bu röportajda; şirketin kuruluş hikâyesinden ürün gamına, lojistik süreçlerinden uluslararası pazarlara açılma stratejilerine, sektörde karşılaşılan zorluklardan geleceğe dair hedeflere kadar birçok konuyu konuştuk.
Loyal Steel’i tanıyabilir miyiz? Kuruluşunuz ve bugünlere gelişiniz hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Loyal Steel’in sektöre adımı 1997 yılında, lojistik ve uluslararası ticaret alanındaki çalışmalarımızla başladı. Bu dönemde vagon taşımacılığı, gemi kiralama, iskele işletmeciliği ve depolama hizmetleri gibi farklı konularda değerli deneyimler kazandık. Bu birikimler, ilerleyen yıllarda ticari faaliyetlerimizin sağlam bir temel üzerinde gelişmesine katkı sağladı. 1997–2007 yılları arasında ise Avrupa’daki köklü finans kuruluşları ve onlara bağlı ticari şirketlerle iş birliği içinde olduk. Bu ortaklıklar sayesinde, dünyaca bilinen büyük demir-çelik üreticilerinin ürünlerinin Ortadoğu pazarındaki satış ve dağıtım süreçlerinde yer aldık.
Buradaki katkımız, hem lojistik ve tedarik tarafında hem de demir-çelik ürünlerinin satış ve pazarlama tarafında destek sunmak şeklinde oldu. 2011 yılından itibaren faaliyetlerimizi daha kurumsal bir yapı altında bir araya getirdik. Bugün ise Avrupa, Afrika ve Orta Doğu’da güvenilir iş ortaklıkları kurarak, kaliteli ürünlerimizi müşterilerimize ulaştırmaya devam ediyoruz. Bizim için başarı yalnızca ulaşılan hacimlerle değil, aynı zamanda müşterilerimiz ve iş ortaklarımızla kurduğumuz sağlam ve uzun vadeli ilişkilerle ölçülmektedir.
Ürün yelpazenizi sürekli olarak genişletiyorsunuz. Bizlere ürün ve hizmetlerinizden bahseder misiniz? Bu çeşitliliği nasıl yönetiyorsunuz ve müşteri taleplerine nasıl uyum sağlıyorsunuz?
Loyal Steel olarak ürün gamımızda; ticari profiller, uzun mamuller, yassı ürünler, boru ve profil grupları gibi demir-çeliğin farklı alanlarda kullanılan birçok çeşidi yer almaktadır. Bu çeşitliliği yönetirken temel yaklaşımımız, müşterilerimizin beklentilerine uygun esnek çözümler geliştirmek ve taleplere hızlı uyum sağlamaktır. Ürünlerimizi farklı sektörlerin ihtiyaçlarına göre çeşitlendirerek, hem iç pazarda hem de uluslararası pazarlarda güvenilir bir tedarikçi olmayı sürdürüyoruz.
Avrupa, Afrika ve Orta Doğu gibi farklı coğrafyalara hizmet verirken, lojistik süreçlerinizi nasıl optimize ediyorsunuz? Ağırlıklı olarak hangi ülkelere ürün ihraç ediyorsunuz?
Farklı kıtalara ürün gönderirken lojistik süreçlerimizi daima planlı ve esnek bir şekilde yürütüyoruz. Demiryolu, denizyolu ve karayolu taşımacılığını birlikte değerlendirerek hem maliyet hem de zaman açısından en verimli çözümleri üretmeye çalışıyoruz.
Operasyonlarımızda depolama ve dağıtım noktalarını etkin biçimde kullanıyor, her ülkenin ihtiyaçlarına göre en uygun sevkiyat modelini tercih ediyoruz. İhracatımız ağırlıklı olarak Avrupa, Afrika ve Orta Doğu ülkelerine yöneliktir. Bu bölgelerde uzun yıllara dayanan ticari ilişkilerimiz sayesinde, müşterilerimize ürünlerimizi doğru zamanda ve güvenilir şekilde ulaştırabiliyoruz.
Uluslararası tedarik zinciri yönetiminde karşılaştığınız en büyük zorluklar nelerdir ve bunları nasıl aşıyorsunuz?
Uluslararası ticarette en sık karşılaşılan zorlukların başında lojistik maliyetlerdeki dalgalanmalar, farklı ülkelerin uyguladığı ticaret politikaları ve zaman zaman değişen mevzuat koşulları gelmektedir. Bu durumlar, özellikle uzun vadeli planlamalarda esneklik gerektirmektedir. Biz bu zorlukları aşmak için güçlü bir iş ağı oluşturuyor, alternatif taşıma yöntemlerini devreye alıyor ve faaliyet gösterdiğimiz ülkelerin yasal düzenlemelerini sürekli takip ederek hızlı bir şekilde uyum sağlamaya çalışıyoruz. Ayrıca müşterilerimizin operasyonlarının aksamaması için her zaman birden fazla çözüm planı hazırlıyoruz. Böylece, hem güvenilir hem de sürdürülebilir bir tedarik zinciri yönetimi sunabiliyoruz.
“Ürünlerimizi Avrupa, Afrika ve Orta Doğu’daki müşterilerimize güvenle ulaştırarak küresel pazardaki gücümüzü koruyoruz”
Müşterilerinizin teslimat süreleri ve kalite beklentilerini karşılamak için hangi stratejileri uyguluyorsunuz?
Müşterilerimizin en çok önem verdiği konuların başında zamanında teslimat ve ürün kalitesi geliyor. Biz de bu doğrultuda “doğru ürün, doğru zamanda, doğru yerde” prensibiyle hareket ediyoruz.
Ürün tedarikinde her zaman Türk malını önceliğe alıyoruz. Türkiye’de üretilen demir-çelik ürünleri zaten dünya standartlarına uygun kaliteye sahip olduğundan, müşterilerimizin beklentilerini rahatlıkla karşılayabiliyoruz. Bununla birlikte, ihtiyaç duyulduğunda güvenilir yabancı üreticilerden de tedarik sağlıyoruz.
Lojistik süreçlerimizi sürekli gözden geçiriyor, gerektiğinde alternatif taşıma yöntemlerini devreye alıyoruz. Teslimat sürelerini kısaltmak için esnek planlamalar yaparken, kaliteyi korumak adına da düzenli kontroller gerçekleştiriyoruz. Bu yaklaşım sayesinde müşterilerimizin güvenini kazanıyor, iş birliklerimizi uzun vadeli ve sürdürülebilir şekilde devam ettirebiliyoruz.
ISO 9001:2015 kalite yönetim sistemi kapsamında faaliyet gösteriyorsunuz. Bu sertifikasyonun şirket içindeki süreçler üzerindeki etkileri nelerdir?
ISO 9001:2015 kalite yönetim sistemi, iş süreçlerimizi belirli bir düzen ve disiplin çerçevesinde yürütmemize yardımcı oluyor. Bu sistem sayesinde operasyonlarımız daha şeffaf, izlenebilir ve ölçülebilir hale geliyor. Sertifikasyon, sadece kaliteyi güvence altına almakla kalmıyor; aynı zamanda çalışanlarımızın bilinç ve sorumluluk düzeyini de artırıyor. Böylece ekiplerimiz, işlerini daha sistematik bir şekilde yaparken verimlilik de doğal olarak yükseliyor. En önemlisi, bu yaklaşım müşterilerimiz açısından güven oluşturuyor. Onlara sunduğumuz ürün ve hizmetin uluslararası standartlara uygun olduğunu bilmeleri, iş birliklerimizin uzun vadeli ve sürdürülebilir olmasına katkı sağlıyor.
Çelik sektöründeki dijital dönüşümün gelecekteki rolü hakkında ne düşünüyorsunuz? Yapay zeka ve otomasyon teknolojileri konusunda planlarınız var mı?
Dijital dönüşüm, çelik sektörünün geleceğini şekillendiren en önemli faktörlerden biri olacak. Bugün dünyada yapay zeka ve otomasyon giderek daha etkin kullanılmaya başlandı. Bu teknolojiler, verimliliği artırmanın yanı sıra maliyetlerin düşürülmesine ve operasyonların daha şeffaf hale gelmesine katkı sağlıyor.
Biz de bu gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Özellikle lojistik yönetimi ve tedarik zinciri süreçlerinde dijital çözümler kullanmaya yönelik adımlar atıyoruz. Hedefimiz, yapay zekâ ve otomasyon teknolojilerini iş süreçlerimize kademeli olarak entegre ederek daha etkin, daha esnek ve daha sürdürülebilir bir yapı kurmak. Bize göre dijitalleşme sadece teknolojiye yatırım yapmak değil; aynı zamanda müşterilerimize daha hızlı, daha güvenilir ve katma değerli hizmet sunabilmek için yeni bir bakış açısı geliştirmektir.
“Ürün tedarikinde önceliğimiz daima Türk malı; yerli üretime değer katmaya devam ediyoruz”
Son dönemlerde çelik sektöründeki çalkantılar, anti damping soruşturmaları ve vergiler sizce Türk çelik sektörünü nasıl etkiliyor? Bu konudaki görüşleriniz neler?
Son yıllarda dünya genelinde uygulanan korumacı politikalar, Türk çelik sektörünü doğrudan etkiliyor. Özellikle ek vergiler, anti-damping soruşturmaları ve ithalata getirilen kısıtlamalar, ihracatçılar açısından bazı pazarları daha zorlu hale getiriyor. Bu durum zaman zaman rekabet koşullarını ağırlaştırsa da sektörümüz, esnek üretim kapasitesi ve yeni pazarlara yönelme kabiliyeti sayesinde bu engelleri aşabilecek bir yapıya sahip. Bizim görüşümüz; bu tür uygulamalar kısa vadede zorluk yaratsa da uzun vadede Türk çelik sektörünün çeşitli pazarlarda daha güçlü ve kalıcı bir şekilde yer almasına vesile olacağı yönünde. Çünkü bu süreç, firmaları farklı coğrafyalara açılmaya ve daha sürdürülebilir ticaret stratejileri geliştirmeye teşvik ediyor.
2025 yılı Loyal Steel açısından nasıl geçiyor? İlerleyen yıllarda Loyal Steel’i nasıl bir konumda görüyorsunuz?
2025 yılı bizim için yoğun ama aynı zamanda verimli bir dönem oluyor. Global piyasalarda yaşanan dalgalanmalara rağmen, doğru planlama ve esnek ticaret stratejilerimiz sayesinde faaliyetlerimizi istikrarlı bir şekilde sürdürüyoruz. Bu süreçte hem mevcut pazarlardaki konumumuzu güçlendirmeye hem de yeni pazarlara açılmaya odaklandık.
Önümüzdeki yıllarda Loyal Steel’i, uluslararası ticarette daha güçlü iş birlikleri kuran, güvenilirliği ve istikrarıyla öne çıkan bir firma olarak konumlandırmayı hedefliyoruz. Bizim için büyüme sadece rakamsal değil; aynı zamanda müşterilerimiz ve üreticilerimizle kurduğumuz güvene dayalı ilişkilerin sürdürülebilirliğiyle ölçülüyor. Ayrıca ihracat faaliyetlerimiz aracılığıyla üreticilerimizin ürünlerini daha geniş pazarlara ulaştırarak, Türkiye ekonomisine katkıda bulunmayı da önceliklerimiz arasında görüyoruz.
Son olarak eklemek istedikleriniz…
Loyal Steel olarak; ihracat yalnızca ticari bir faaliyet değil, aynı zamanda ülkemiz için bir sorumluluk ve katkı aracıdır. Amacımız; üreticilerimizin ürünlerini güvenilir şekilde uluslararası pazarlara ulaştırmak, müşterilerimize kaliteli ve sürdürülebilir çözümler sunmak ve bu süreçte ülkemize daha faydalı olabilecek çalışmalar yürütmektir.
Bizim için en önemli başarı, müşterilerimiz ve iş ortaklarımızla uzun vadeli, karşılıklı güvene dayalı ilişkiler kurabilmektir. Bundan sonraki süreçte de aynı kararlılıkla, hem iş ortaklarımızın yanında olmaya hem de Türk çelik sektörünü dünyada en iyi şekilde temsil etmeye devam edeceğiz.
“Amacımız, Loyal Steel’i global ticarette güçlü iş birlikleri kuran, güvenilirliği ve istikrarıyla fark yaratan bir marka olarak konumlandırmak”