Küresel çelik piyasalarının nabzını tutan Kallanish, haber, fiyatlandırma, veri ve pazar istihbaratı hizmetleriyle sektör profesyonellerine kapsamlı bilgiler sunuyor. Kallanish tarafından düzenlenen Global Flat Steel 2026, küresel yassı çelik sektörünün önemli oyuncularını İstanbul’da bir araya getiriyor. SteelTürk Dergisi olarak medya sponsoru olduğumuz etkinlik öncesinde Kallanish ile küresel çelik piyasalarının geleceğini, piyasaların bölgeselleşmesini, Çin’in ihracat politikasını, CBAM’ın etkilerini ve 2026-2027 dönemine ilişkin beklentileri konuştuk. Etkinlik Direktörü Bijan Farhangi, Global Flat Steel 2026 öncesinde SteelTürk’ün sorularını yanıtladı.
Kallanish’i ve küresel çelik sektöründeki rolünü biraz anlatabilir misiniz? Kallanish, haber, fiyatlandırma, veri ve piyasa analizi hizmetleri aracılığıyla hangi ihtiyaçlara yanıt veriyor? Küresel çelik piyasalarını takip eden profesyonellere sunduğunuz en önemli değerin ne olduğunu düşünüyorsunuz?
Kallanish, metaller ve emtia piyasalarına odaklanan, çeliğin yaptığımız işin merkezinde yer aldığı bağımsız bir haber, fiyatlandırma, veri ve pazar istihbaratı sağlayıcısıdır. Temel olarak görevimiz, sektördeki insanların piyasada neler olduğunu ve daha da önemlisi bunun işleri açısından ne anlama geldiğini anlamalarına yardımcı olmaktır.
Çelik, fiyatlandırma ve ticaret akışlarının arz ve talep, ham maddeler, enerji, navlun, hükümet politikaları, jeopolitik ve giderek artan şekilde karbon düzenlemeleri gibi çok sayıda faktörden etkilenebilmesi nedeniyle özellikle karmaşık bir piyasa. Haber ve analizlerimiz bu gelişmeleri bir araya getirirken, fiyatlandırma ve veri hizmetlerimiz şirketlerin ticari kararlar için ihtiyaç duyduğu piyasa bilgilerini sağlıyor.
Bana göre Kallanish’i farklılaştıran unsur, sektör ağımızın genişliği. Gazetecilerimiz ve analistlerimiz her gün farklı bölgelerdeki üreticiler, tüccarlar, distribütörler, tüketiciler ve diğer piyasa katılımcılarıyla görüşüyor. Bu da sahada neler olup bittiğine dair çok pratik bir anlayış kazanmamızı sağlıyor.
Dolayısıyla sunduğumuz değer yalnızca bilgi değil. Giderek daha karmaşık hale gelen küresel çelik piyasasını anlamlandırmalarına yardımcı olan bağımsız ve zamanında pazar istihbaratı sunuyoruz.
Kallanish Global Flat Steel Konferansı, 2026 yılında bir kez daha çelik sektörünün önemli oyuncularını İstanbul’da bir araya getiriyor. Global Flat Steel’in ortaya çıkışından, yıllar içinde nasıl geliştiğinden ve küresel yassı çelik sektörü açısından öneminden bahsedebilir misiniz? Bu yılki etkinliği önceki organizasyonlardan ayıran temel unsurlar nelerdir?
Global Flat Steel, oldukça basit bir gözlemden ortaya çıktı: Yassı çelik küresel bir piyasa ancak işleyiş şekli çok hızlı değişiyor. Üreticilerin, tüccarların, tüketicilerin ve tedarik zincirinin diğer bölümlerinin bu değişiklikleri doğrudan tartışabileceği bir platform oluşturmak istedik.
Geçtiğimiz 8 yıl boyunca konferans da piyasayla birlikte gelişti. Fiyatlandırma, arz ve talep ile ticaret akışları temel unsurlar olmaya devam ediyor ancak bugün tartışma çok daha geniş bir çerçevede yürütülüyor. Jeopolitik, ticari korumacılık, CBAM, enerji maliyetleri, hammadde güvenliği ve karbonsuzlaşma artık ticari kararlar üzerinde doğrudan etkili oluyor.
Bu durum özellikle bu yılki programda açıkça görülüyor.
Piyasayı küresel bölgeselleşme, girdi maliyetleri ve tedarik güvenliği, nihai kullanıcı talebi, değişen ticaret akışları, karbonsuzlaşma ve teknoloji ve son olarak fiyatlandırma perspektiflerinden ele alıyoruz. İstanbul’un bu tartışma için doğru yer olduğunu da düşünüyorum. Türkiye önemli bir çelik üreticisi ve ihracatçısı konumunda. Aynı zamanda coğrafi olarak Avrupa, Orta Doğu ve Asya arasında yer alıyor. Dolayısıyla tartıştığımız konuların birçoğuna oldukça yakın. Benim için GFS26’nın temel çekiciliği, piyasaya ilişkin çok çeşitli bakış açılarını tek bir salonda bir araya getirmemiz.
Global Flat Steel 2026’nın temel gündemlerinden biri, küresel çelik piyasalarının giderek bölgeselleşmesi. Jeopolitik gelişmeler, tedarik zinciri güvenliği endişeleri ve artan ticaret önlemleri küresel yassı çelik ticaretini nasıl yeniden şekillendiriyor? Küresel çelik ticaretinin daha kalıcı bir bölgeselleşme yapısına doğru ilerlediğini düşünüyor musunuz?
Evet, çelik piyasalarının daha fazla bölgeselleştiğine inanıyorum ve bu eğilimin kısa sürede tersine döneceğini düşünmüyorum. Uzun yıllar boyunca çelik ticareti öncelikle fiyat, bulunabilirlik ve navlun gibi temel unsurlar tarafından yönlendirildi. Bu faktörler hâlâ önemli ancak şirketler artık çok daha geniş bir konu yelpazesini dikkate almak zorunda.
Ticari davalar, tarifeler, korunma önlemleri, yaptırımlar, karbon düzenlemeleri ve tedarik zinciri güvenliği, çeliğin nereden tedarik edilebileceğini ve edilmesi gerektiğini giderek daha fazla etkiliyor.
Orta Doğu’daki çatışma da bunu güçlendirdi. Enerji arzındaki, denizcilik rotalarındaki ve lojistikteki aksaklıkların çelik üretim maliyetlerini ve ticaret modellerini ne kadar hızlı etkileyebildiğini gördük. Buradaki ilginç nokta, bölgeselleşmenin uluslararası çelik ticaretinin sona ermesi anlamına gelmemesi. Üretim maliyetleri, kapasite ve talep açısından farklılıkların bulunduğu bölgeler arasında çelik taşınmasına her zaman ihtiyaç olacak. Değişen şey, bu akışların organize edilme biçimi.
Alıcılar daha fazla tedarik güvenliği ararken, üreticiler müşteri tabanlarını çeşitlendirmeye ve tek tek pazarlara olan maruziyetlerini azaltmaya çalışıyor.
Dolayısıyla geleceği, tam anlamıyla küreselleşmiş bir piyasa yerine daha bölgeselleşmiş bir küresel çelik piyasası olarak görüyorum. Uluslararası ticaret devam edecek ancak daha seçici olacak ve giderek ekonomik unsurların yanı sıra politikalar tarafından da şekillendirilecek.
Çin’in yüksek çelik ihracatı küresel piyasalar üzerinde baskı oluştururken birçok ülkenin yeni ticaret savunma önlemleri uygulamasına da neden oluyor. Kallanish’in perspektifinden, Çin’in ihracat politikasının önümüzdeki dönemde küresel yassı çelik piyasaları üzerinde nasıl bir etkisi olacak? Çinli çelik üreticilerinin artan ticaret engellerine yanıt olarak yeni pazarlar veya alternatif ticaret stratejileri geliştirmesini bekliyor musunuz?
Çin, küresel çelik piyasası için en büyük değişken olmaya devam ediyor. Üretiminin ölçeği, Çin’in iç talebindeki veya ihracatındaki değişikliklerin başka yerlerdeki fiyatları ve ticaret akışlarını hızla etkileyebileceği anlamına geliyor.
Dünyanın geri kalanı açısından sorun şu: Çin’de iç talep nispeten zayıf kalırken üretim kapasitesi yüksek seviyelerde devam ederse, tek tek piyasaların ticaret engelleri uygulaması ihracat baskısını ortadan kaldırmıyor. Bu baskı başka bir yere yönelme eğiliminde oluyor.
Çin’in ihracatını hedef ve ürün karması açısından şimdiden değiştirdiğini gördük. Bu sürecin devam etmesini bekliyorum. Çinli üreticiler ve tüccarlar rekabetçi kalabilecekleri pazarlar arayacak, aynı zamanda daha yüksek katma değerli ürünlere ve potansiyel olarak çelik içeren nihai ürünlere daha fazla önem verecek.
Bu nedenle, kaçakçılık/önlemlerin etrafından dolaşma ve imal edilmiş ürünlerde kullanılan çeliğin menşei konularına giderek daha fazla önem verildiğini görüyoruz.
Diğer çelik üreticisi ülkeler açısından bu durum, yalnızca bir ticaret engeli koymanın temel sorunu çözmeyebileceği anlamına geliyor. Bu önlemler akışların yönünü değiştirebilir ancak küresel piyasa hâlâ bu malzemeyi absorbe etmek zorunda.
Çin’in ihracat stratejisi bu nedenle önümüzdeki birkaç yıl boyunca küresel yassı çelik fiyatlarını ve ticaret akışlarını belirleyen en önemli faktörlerden biri olmaya devam edecek.
CBAM ve AB’nin yeni çelik ticaret rejimi, Avrupa çelik sektörü açısından önemli bir dönüm noktasını temsil ediyor. Bu gelişmelerin Avrupa pazarına çelik tedarik eden ülkeler üzerindeki etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye çelik üretiminin önemli bir bölümünün elektrik ark ocaklarına dayalı olduğu düşünüldüğünde, bu üretim yapısı Türk çelik üreticilerine Avrupa pazarında rekabet avantajı sağlayabilir mi?
CBAM ve AB’nin yeni çelik ticaret rejimi, şirketlerin Avrupa’ya çelik satmayı düşünme biçimini değiştirecek. Fiyat ve kalite önemini koruyacak ancak artık hikâyenin tamamını bunlar oluşturmuyor. Karbon yoğunluğu, emisyon verileri, düzenlemelere uyum ve ithalat kapasitesine erişim ticari denklemin bir parçası haline geliyor.
Bazı ihracatçılar için bu durum AB’yi daha zor ve potansiyel olarak daha maliyetli bir pazar haline getirecek. Diğerleri içinse bir fırsat yaratabilir.
Türkiye, EAF tabanlı çelik üretiminin yüksek oranı nedeniyle özellikle ilgi çekici. Konvansiyonel yüksek fırın üretimiyle karşılaştırıldığında hurda bazlı EAF üretimi önemli bir emisyon avantajı sağlayabilir. Bu avantaj, Avrupalı müşterilerin çeliğin karbon ayak izine daha fazla önem vermesiyle giderek daha değerli hale gelebilir.
Ancak EAF’nin otomatik olarak rekabet avantajı sağladığını varsaymam. Elektrik fiyatları, hurdanın bulunabilirliği ve maliyetleri ile emisyonların hesaplanma ve doğrulanma şekli de önemli olacak. Bununla birlikte Türkiye’nin oynayabileceği bazı güçlü kartlar var: üretim altyapısı, Avrupa’ya yakınlığı ve yerleşik ticari ilişkileri.
Türk üreticiler rekabetçi fiyatlandırmayı güvenilir, düşük emisyonlu tedarik ve güçlü emisyon raporlamasıyla birleştirebilirse, değişen AB piyasasının onlar için yalnızca bir tehdit olmak yerine fırsatlar yaratabileceğine inanıyorum.
Otomotiv ve genel imalat sektörlerindeki zayıf talep, yüksek üretim maliyetleri ve tüketiciler üzerindeki baskı küresel çelik sektörü için temel zorluklar olmaya devam ediyor. Kallanish olarak 2026’nın geri kalanı ve 2027 için küresel yassı çelik talebine ilişkin beklentiniz nedir? Talebin yeniden ivme kazanması için hangi gelişmelerin yaşanması gerekir?
2026’nın geri kalanında küresel yassı çelik talebinde dramatik bir iyileşme beklemiyorum. Şu anda çok fazla olumsuz etken var. Büyük ekonomilerin bir bölümünde otomotiv ve imalat faaliyetleri zayıf seyrediyor, tüketiciler baskı altında ve üreticiler hâlâ nispeten yüksek enerji ve diğer girdi maliyetleriyle karşı karşıya.
Bununla birlikte bölgeler arasında önemli farklılıklar bulunuyor. Hindistan, altyapı harcamaları, kentleşme ve sanayi büyümesinin desteğiyle daha umut verici pazarlardan biri olmaya devam ediyor. Diğer yerlerde ise toparlanmanın daha kademeli olmasını bekliyorum.
2027 konusunda biraz daha iyimserim ancak bunun gerçekleşmesi için bazı koşulların bir araya gelmesi gerekiyor. Daha düşük faiz oranları, tüketici güveninde iyileşme, daha güçlü imalat faaliyetleri ve altyapıya yönelik yatırımlardaki artışın tamamı yardımcı olacaktır.
Otomotiv sektörü, önemli bir yassı çelik tüketicisi olması nedeniyle özellikle önemli olacak. İnşaatta ve daha geniş kapsamlı sanayi yatırımlarında da bir miktar iyileşme görmemiz gerekiyor. Bir diğer önemli değişken ise enerji. Enerji fiyatlarının uzun süre yüksek kalması durumunda hem çelik üreticileri hem de müşterileri üzerindeki kısıtlayıcı etki devam edecektir.
Dolayısıyla görünümü 2027 için temkinli iyimser, ancak güçlü bir toparlanmanın garantisi yok şeklinde tanımlardım. Sürdürülebilir talep artışı yaratmak için piyasanın yalnızca daha yüksek çelik fiyatlarına değil, ekonomik aktivitede gerçek bir iyileşmeye ihtiyacı var.
SteelTürk Dergisi olarak Global Flat Steel 2026’nın medya sponsorlarından biri olmaktan ve bu önemli sektör etkinliğinin bir parçası olmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Kallanish ve SteelTürk arasındaki iş birliğini nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce sektör yayınları ve medya kuruluşları bu tür uluslararası etkinlikleri desteklemede ve çelik sektörü genelinde bilgi paylaşımını kolaylaştırmada ne kadar önemli bir role sahip?
SteelTürk’ün Global Flat Steel 2026’nın medya sponsoru olmasından büyük memnuniyet duyuyoruz. Türkiye, uluslararası çelik piyasasının son derece önemli bir parçası ve SteelTürk, Türk çelik topluluğu içerisinde yerleşik bir konuma sahip.
Bizim için medya ortaklıkları, uluslararası bir etkinliğin başarılı olmasının önemli bir parçası. Bir konferans yalnızca o gün sahnede yaşananlardan ibaret değil. Aynı zamanda doğru insanları tartışmaya dahil etmek ve tartışılan fikirlerin ve bilgilerin çok daha geniş bir kitleye ulaşmasını sağlamakla ilgili.
Uzman sektör medyasının önemli bir rol üstlendiği nokta da burası. SteelTürk gibi yayınlar kendi pazarlarına ve okuyucularına yakın ve Kallanish tarafından sağlanan uluslararası yayınları tamamlayan bir bakış açısı sunabiliyor.
Ayrıca kuruluşlarımız arasında doğal bir uyum da var. Kallanish çelik piyasasına çok uluslararası bir perspektiften bakarken, SteelTürk Türk sektörü içerisinde güçlü bağlantılara ve bilgi birikimine sahip.
Global Flat Steel gibi bir etkinlik için bu kombinasyon değerli. Tartışmaya ne kadar fazla bakış açısı getirebilirsek, etkinlik de katılan herkes için o kadar faydalı hale geliyor. SteelTürk’ün desteğini takdir ediyor ve etkinlik kapsamında birlikte çalışmayı sabırsızlıkla bekliyoruz.
Son olarak, Global Flat Steel 2026 veya küresel çelik piyasalarının geleceğine ilişkin beklentileriniz ve öngörüleriniz konusunda okuyucularımızla paylaşmak istediğiniz başka bir konu var mı?
Bence farkına varılması gereken en önemli konu, küresel yassı çelik piyasasının yapısal bir değişimden geçiyor olması. Bu yalnızca başka bir normal iniş çıkış döngüsü değil.
Ticaret daha bölgesel hale geliyor, hükümetler yerli sanayileri koruma konusunda çok daha aktif bir rol üstleniyor, karbon düzenlemeleri uluslararası ticaretin bir parçası haline geliyor ve şirketler tedarik güvenliğine çok daha fazla önem veriyor. Aynı zamanda sektör hâlâ nispeten zayıf taleple ve önemli üretim kapasitesiyle karşı karşıya. Bu durum şirketlerin yalnızca kendi iç pazarlarına bakmasını giderek zorlaştırıyor. Çin’de olanlar Avrupa’yı etkileyebilir. Avrupa düzenlemeleri Türkiye veya Hindistan’a yönelik ticaret akışlarını değiştirebilir. Orta Doğu’daki enerji ve deniz taşımacılığı kesintileri çok daha uzak bölgelerdeki maliyetleri etkileyebilir.
Global Flat Steel 2026 ile ele almak istediğimiz konu da gerçekten bu – yalnızca bugün neler olduğunu değil, bu farklı gelişmelerin nasıl etkileşime girdiğini ve bunların sektör açısından ticari olarak ne anlama geldiğini ortaya koymak.
Diğer önemli unsur ise insanlarla yüz yüze görüşme fırsatı. Bu kadar hızlı değişen bir piyasada üreticiler, tüccarlar, tüketiciler ve diğer sektör katılımcılarıyla ağ kurmak ve doğrudan görüşmeler yapmak son derece değerli. Çoğu zaman bu görüşmeler, yalnızca piyasa verilerinden elde edemeyeceğiniz içgörüler sağlıyor.
Piyasanın dalgalı kalmasını bekliyorum ancak dalgalanma aynı zamanda fırsatlar da yaratıyor. Değişen ticaret akışlarını anlayan, tedarik zincirlerini etkin bir şekilde yöneten ve hızlı şekilde uyum sağlayan şirketler, bu fırsatlardan yararlanmak için en iyi konumda olacak.















































