Üçüncü Yeşil Çelik Zirvesi’nde konuşan ATP GreenX Birim Başkanı Tuğba Sarı, karbon piyasalarının gelişimiyle birlikte veri yönetimi ve dijitalleşmenin şirketler için kritik hale geldiğini söyledi. Karbon yönetimi, SKDM raporlamaları, gönüllü karbon piyasaları ve enerji ticareti alanlarında dijital çözümler sunduklarını belirten Sarı, çelik sektörünün artık bu dönüşümü ertelemeden aksiyon alması gerektiğini vurguladı.

“ATP GreenX Dört Farklı Modülle Uçtan Uca Çözüm Sunuyor”

ATP GreenX’in sunduğu çözümlerden ve platformun yapısından bahsedebilir misiniz?

ATP GreenX, karbon yönetimi, çevresel emtia ticareti ve ESG performans takibini destekleyen kurumsal bir teknoloji altyapısı. Platformumuzun dört ayrı ana fonksiyonu bulunuyor. Bunlardan ilki Marketplace (Pazar Yeri) modülü. İklim Kanunu’nun kabulüyle birlikte Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi’nin (ETS) kurulmasına karar verildi. Bu doğrultuda ulusal ve uluslararası piyasalarda ticarete konu olacak çevresel sertifikaların alım-satımına imkân sağlayan güvenli bir platform sunuyoruz.

İkinci olarak Gönüllü Karbon Piyasası tarafımız bulunuyor. Kurulacak olan Türkiye ETS’sinde muhtemelen belli bir orana (örn: %10) kadar yerel karbon kredileriyle denkleştirme (offsetting) yapılmasına izin verilecek. Aynı zamanda şirketlerin global “Net-Sıfır” (SBTi vb.) hedefleri var. Biz bu kapsamda yüksek kaliteli karbon kredilerinin şeffaf şekilde ticaretinin yapılabileceği bir altyapı oluşturuyoruz.

Üçüncü olarak, firmaların Avrupa’ya ihracatta zorunlu olan CBAM (SKDM) Uyum ve Raporlama modülümüz devreye giriyor. Firmalar, Avrupa’nın talep ettiği karmaşık emisyon hesaplamalarını platformumuz üzerinden otomatik ve denetime (audit) hazır şekilde gerçekleştirebiliyor.

Dördüncü ve en stratejik başlıklarımızdan biri ise Avrupa Enerji Borsası (EEX) entegrasyonumuz. Şu anda bu konuda test süreçlerimiz devam ediyor. Entegrasyonumuz sayesinde sanayicilerimiz, EU ETS tarafındaki karbon fiyatlarını anlık takip edebilecek. Çünkü karbon riskini finansal bir fırsata çevirebilmek ve doğru ‘hedge’ (korunma) stratejisini kurabilmek için öncelikle fiyat hareketlerini şeffaf şekilde izlemek gerekiyor.

Ek olarak sistemimiz; SAP başta olmak üzere firmaların mevcut ERP ve yönetim sistemleriyle entegre çalışabiliyor. Biz aslında sahadaki ham veriyi alıp, finansal kalitede bir karbon verisine dönüştüren bütünsel bir dijital omurga kuruyoruz.

“2053 Net Sıfır Hedefi Dijital Araçlar Olmadan Mümkün Değil”

Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefi düşünüldüğünde, çelik gibi karbon yoğun sektörlerde dijital araçların rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Açık söylemek gerekirse, bu hedeflere manuel süreçlerle ulaşılması teknik olarak mümkün değil. Bugün en kritik konumuz veri. Eğer veriler doğru ölçülmüyor ve tahmini Excel dosyaları üzerinden ilerleniyorsa, sanayicilerimiz gelecekte Avrupa sınırında çok ağır cezalar ve karbon vergileriyle karşı karşıya kalacak. Dolayısıyla karbon veri yönetimi, sadece sürdürülebilirlik ekiplerinin değil, doğrudan CFO’ların ve şirket yönetimlerinin en önemli gündem maddesi haline geldi. Şu anda birçok firmada hâlâ yılda bir kez Excel tabloları doldurularak yönetilmeye çalışılan süreçler görüyoruz. Ancak bu manuel yaklaşım, oluşan yeni global karbon piyasasının dinamik yapısı için kesinlikle yeterli değil. Veriyi dijital araçlarla yöneten, doğrulayan ve piyasaya entegre eden sistemler artık kaçınılmaz hale geldi.

Üçüncü Yeşil Çelik Zirvesi’yle ilgili değerlendirmeniz nedir? Sektöre vermek istediğiniz temel mesaj ne olur?

Geçen yıl da bu zirvedeydik ve gördüğümüz tablo şu: Artık CBAM, karbon muhasebesi, yeşil çelik ve emisyon ticareti gibi kavramlar sektörün tam kalbine yerleşmiş durumda. Üstelik bu süreç artık sadece bir “sürdürülebilirlik vizyonu” veya söylem düzeyinde değil. Uluslararası kanunlar, mevzuatlar ve regülasyonlarla sınırları çizilmiş finansal bir zorunluluk.

“Çelik Sektörü Artık Bu Dönüşümü Ertelememeli”

Dolayısıyla sanayicilerimizin “Bu süreç değişir mi, ertelenir mi?” diye bekleyecek vakti kalmadı. Çelik sektörünün bu dönüşümü tamamen içselleştirmesi ve aksiyon alması gerekiyor. İlk yapılması gereken şey, şirketlerin acilen “Durum Tespiti” yapmasıdır. Yani kendi operasyonel verilerini dijital sistemlere bağlayarak anlık karbon risklerini şeffaf şekilde önlerine koymaları gerekiyor. Bu riski fırsata çevirebilmenin tek yolu ise, statik Excel’lerden kurtulup uçtan uca dijital veri yönetimiyle karbonu yönetilebilir bir stratejik varlığa dönüştürmektir.