Maan Makina Satış & Pazarlama Direktörü Emin Davulcu ile gerçekleştirdiğimiz röportajımızı sizlerle paylaşıyoruz.
MAAN olarak vinç ve kaldırma sistemleri pazarında nasıl bir pozisyon ve strateji izliyorsunuz? Özellikle iç pazardaki gelişmeler ve yurt dışı hedefleriniz nelerdir?
MAAN’ı kurarken en temel hedefimiz, vakumlu kaldırma sistemlerinde Türkiye’nin dışa bağımlılığını azaltacak, mühendislik gücü yüksek bir yerli üretici oluşturmaktı. Bugün geldiğimiz noktada, bu hedef doğrultusunda hem iç pazarda hem de ihracat tarafında güçlü bir konum elde ettiğimizi görüyoruz.
Türkiye’de sanayi tesislerinin iş güvenliği, ergonomi ve verimlilik konularına daha fazla odaklanması, vakumlu kaldırma çözümlerine olan ihtiyacı ciddi şekilde artırdı. Biz de MAAN olarak bu ihtiyaca standart ürünlerle değil, projeye ve müşteriye özel mühendislik çözümleriyle yanıt veriyoruz.
İç pazarda önceliğimiz; hızlı mühendislik desteği, esnek tasarım kabiliyeti ve güçlü satış sonrası hizmet anlayışıyla müşterilerimizin uzun vadeli çözüm ortağı olmak. Yurt dışında ise MAAN’ı, özellikle Avrupa pazarında, Avrupa standartlarında üretim yapan, rekabetçi ve güvenilir bir Türk markası olarak konumlandırmayı hedefliyoruz.
Firmamız vakumlu kaldırma sistemlerinde Alman teknolojisiyle çalışıyor. Bu iş birliğinin vinç & kaldırma sektörüne getirdiği yenilikler ve rekabet avantajlarını nasıl tanımlarsınız?
Alman teknolojisiyle olan iş birliğimiz, MAAN’ın ürün kalitesini ve mühendislik standardını önemli ölçüde yukarı taşıyan stratejik bir ortaklıktır. Bu iş birliği sayesinde özellikle vakum güvenliği, enerji verimliliği, modüler tasarım, sistem dayanımı ve uzun ömürlü komponent kullanımı gibi kritik alanlarda ciddi kazanımlar elde ediyoruz.
Söz konusu yapı, yalnızca bir tedarik ilişkisi değil; bilgi, tecrübe ve mühendislik kültürünün karşılıklı paylaşıldığı sürdürülebilir bir iş birliğini temsil etmektedir.
Alman mühendislik altyapısını yerli üretim gücümüzle birleştirerek, Avrupa standartlarında çözümleri Türkiye’de üretme ve sunma avantajı sağlıyoruz. Bu yaklaşım, müşterilerimize hem maliyet hem de teslim süresi açısından önemli bir rekabet avantajı kazandırırken, aynı zamanda projelere hızlı ve esnek şekilde yanıt verebilmemizi mümkün kılıyor.
Global pazarlarda kabul gören teknik altyapıya sahip olmamız, MAAN’ın ihracat hedeflerini de güçlü biçimde desteklemektedir. Açıkça ifade etmek gerekirse, Alman teknolojisi ile yerli üretim kabiliyetimizin oluşturduğu bu sinerji, MAAN’ı pazarda ayrıştıran ve rekabet gücünü sürdürülebilir kılan en önemli unsurlardan biridir.
Endüstri 4.0’ın kaldırma ve vinç ekipmanlarının tasarımı, üretimi ve saha uygulamalarına etkisi nedir? MAAN bu dönüşüme nasıl adapte oluyor?
Endüstri 4.0, kaldırma ekipmanlarını yalnızca yük taşıyan pasif sistemler olmaktan çıkararak, süreci izleyen, analiz eden ve yöneten aktif bileşenlere dönüştürüyor. Günümüzde müşterilerimiz, sadece yük kaldıran değil; üretim süreçleriyle entegre çalışan, güvenliği ve verimliliği aynı anda artıran sistemler talep ediyor.
MAAN olarak bu dönüşümü erken fark ettik. Tasarımdan üretime kadar tüm aşamalarda dijital altyapıyı etkin şekilde kullanıyor, vakumlu kaldırma sistemlerimizi otomasyon ve vinç kontrol sistemleriyle tam uyumlu hâle getiriyoruz. Sensör destekli vakum kontrolü, anlık izleme ve uyarı sistemleri sayesinde ekipmanlarımızın güvenli çalışıp çalışmadığı sürekli kontrol altında tutulabiliyor. Endüstri 4.0 ile birlikte izlenebilirlik, otomasyon uyumu ve veri odaklı yönetim kaldırma ekipmanlarında vazgeçilmez hâle geldi.
Artık yalnızca yükü kaldırmak yeterli değil; sistemin prosesle entegre çalışması ve anlık veri üretmesi gerekiyor. MAAN olarak, tasarım aşamasından itibaren ürünlerimizi vinç otomasyonu ve dijital üretim altyapılarıyla entegre edilebilecek şekilde geliştirerek, müşterilerimizin dijital dönüşüm yolculuğuna güvenli ve verimli çözümlerle katkı sağlıyoruz.
Vinç ve kaldırma ekipmanlarında iş güvenliği ve ergonomi her geçen gün daha kritik hale geliyor. MAAN ürünlerinin bu alandaki yenilikleri ve standart uyumu hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Bizim işimizin merkezinde insan var. Vakumlu kaldırma sistemlerinin temel amacı, insan gücünü riske atmadan ağır ve hassas yüklerin güvenli şekilde taşınmasını sağlamaktır. MAAN olarak bunu bir ticari avantajdan öte, kurumsal bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bu nedenle iş güvenliği bizim için bir tercih değil, vazgeçilmez bir zorunluluktur.
Tüm ürünlerimiz CE işaretli olup ilgili EN standartlarına uygun şekilde üretilmektedir. Çift emniyetli vakum devreleri, yük kaybına karşı koruma sağlayan güvenlik mekanizmaları, acil durum sistemleri ile görsel ve işitsel operatör uyarıları standart donanımımızın bir parçasıdır. Bu sayede sistemlerimizin güvenli çalışması sürekli olarak kontrol altında tutulur.
Ergonomi tarafında ise operatörün fiziksel yükünü minimize eden kumanda sistemleri ve dengeli yük dağılımı sağlayan tasarımlar ön plana çıkmaktadır. Operatörlerin daha az yorularak daha güvenli çalışmasını sağlayan bu yaklaşım, iş kazalarının azaltılmasının yanı sıra verimliliği de önemli ölçüde artırmaktadır.
Sektörde özellikle çelik, inşaat ve ağır sanayi projelerinde vinç çözümlerine olan talep değişiyor mu? Bu talebe göre MAAN nasıl farklılaştırılmış çözümler sunuyor?
Bu sektörlerde artık “tek tip” çözümler dönemi sona erdi diyebiliriz. Ağırlıklar giderek büyüyor, taşınacak ürün geometrileri çeşitleniyor ve hata toleransı her geçen gün azalıyor. Daha büyük tonajlı, farklı geometrilere sahip ve hassas yüklerin taşınması, standart vinç ve kaldırma ekipmanlarının çoğu zaman yetersiz kalmasına neden oluyor.
Bu durum, daha özel, daha güvenli ve daha esnek sistemlere olan ihtiyacı artırıyor. MAAN olarak standart ürünler sunmak yerine, müşterilerimizin proseslerini detaylı şekilde analiz ediyor ve ihtiyaca özel vakumlu kaldırma çözümleri geliştiriyoruz. Çelik sac, profil, panel, beton elemanları, gıda, kimya, cam ve özel yüzeyli yükler için proje bazlı tasarımlar üreterek, her uygulamaya uygun sistemler sunuyoruz.
Mevcut vinç altyapılarına entegre edilebilen çözümlerimiz sayesinde müşterilerimizin hem yatırım hem de operasyon maliyetlerini optimize ediyor, aynı zamanda esnek, güvenli ve sürdürülebilir kaldırma alternatifleri sağlıyoruz.
Türkiye’de yerli üretim ve sürdürülebilirlik beklentileri artıyor. MAAN’ın ürün geliştirme, üretim süreçleri ve tedarik zinciri sürdürülebilirlik stratejisi hakkında bilgi verebilir misiniz?
Yerli üretim MAAN için yalnızca bir söylem değil, stratejik bir tercihtir ve rekabet gücümüzün temel taşlarından birini oluşturur. Üretim süreçlerimizde üst kalite komponentler kullanarak ve yerli tedarik oranını sürekli artırarak hem ülke ekonomisine katkı sağlıyor hem de tedarik sürekliliğini ve esnekliğini güvence altına alıyoruz.
Aynı zamanda sürdürülebilir ve uzun ömürlü malzeme kullanımını üretim anlayışımızın merkezine yerleştiriyoruz.
Sürdürülebilirlik perspektifinden bakıldığında ise vakumlu kaldırma sistemlerimiz, manuel taşıma ve forklift kullanımını azaltarak enerji tüketimini ve karbon salımını önemli ölçüde düşürüyor. Bu sayede ürünlerimiz, yalnızca operasyonel verimlilik sağlamakla kalmıyor; müşterilerimizin çevresel sorumluluklarını ve sürdürülebilirlik hedeflerini doğrudan destekleyen çözümler sunuyor
2026 yılı ve akabinde firma olarak proje ve hedeflerinizden bizlere bahseder misiniz? 2026 sizce nasıl bir yıl olacak?
Yılın ilk altı ayında küresel belirsizlikler ve piyasa koşulları nedeniyle daha temkinli bir süreç yaşanması olası. Ancak ikinci çeyrekten itibaren, özellikle yatırım kararlarının hızlanmasıyla birlikte daha olumlu bir ivme yakalanacağına inanıyoruz.
Bu doğrultuda ürün gamımızı genişletmeyi, ihracat pazarlarımızı artırmayı ve MAAN markasını uluslararası arenada daha görünür hâle getirmeyi hedefliyoruz. Özellikle özel uygulamalara yönelik vakumlu kaldırma sistemlerine yapacağımız yatırımlar, büyüme stratejimizin önemli bir parçasını oluşturacak. Sektör genelinde ise iş güvenliği, otomasyon ve verimlilik odaklı yatırımların artarak devam edeceğini öngörüyoruz. Küresel ölçekte belirsizlikler sürse de, doğru mühendislik yaklaşımı ve doğru stratejiye sahip firmalar için 2026’nın önemli fırsatlar barındıran bir yıl olacağına inanıyoruz. MAAN açısından bakıldığında ise bu yılın, kontrollü bir başlangıcın ardından güçlü ve sürdürülebilir bir büyümeyle tamamlanacağına dair güvenimiz tam.
2026’nın; iş dünyası için yeni fırsatlar yaratan, sektörümüze değer katan tüm paydaşlar ve değerli rakiplerimiz adına başarılı ve verimli bir yıl olmasını temenni ediyorum.














































