Çelik, Türkiye’nin üretim gücünü ve ihracat kabiliyetini dünyaya gösteren en stratejik sektörlerden biri. Ancak bugün küresel çelik endüstrisinde rekabet yalnızca üretim kapasitesiyle şekillenmiyor. Yeni pazarlara ulaşabilmek, doğru alıcılarla temas kurabilmek, teknolojik dönüşümü yakından takip etmek ve uluslararası ticaret ağının içerisinde güçlü biçimde yer almak en az üretim kadar önem taşıyor.
Bu noktada fuarlar, sektörün yalnızca ürünlerini sergilediği organizasyonlar olmaktan çıkarak ticaretin, bilginin ve yeni iş birliklerinin kesiştiği platformlara dönüşüyor. Türkiye’de bu anlayışın önemli temsilcilerinden biri olan METAL EXPO, 2026 yılında sekizinci kez çelik sektörünü İstanbul’da bir araya getirmeye hazırlanıyor.
SKY Fuarcılık Genel Müdür Yardımcısı Murat Görbulak ile METAL EXPO’nun geldiği noktayı, Türk çelik sektörüne sağladığı katkıları, uluslararası ziyaretçi yapısını ve fuarın gelecek vizyonunu konuştuk.
METAL EXPO bu yıl sekizinci kez düzenleniyor. İlk organizasyondan bugüne baktığınızda nasıl bir gelişim hikâyesi görüyorsunuz?
METAL EXPO’nun 2026 yılında sekizincisini gerçekleştireceğiz. Bir fuarın sekizinci yılına ulaşması bizim açımızdan yalnızca takvimsel bir devamlılığı ifade etmiyor. Asıl önemli olan, geçen süre içerisinde sektörün bu organizasyonu benimsemiş olması. İlk günden itibaren hedefimiz çok netti: Türkiye’nin çelik üretimindeki gücüne yakışan, uluslararası ölçekte karşılığı olan ve ticaret üreten bir buluşma noktası oluşturmak.
Bugün geldiğimiz noktada METAL EXPO’nun sektörün yıllık ajandasında kendisine belirgin bir yer edindiğini görüyoruz. Üreticilerimiz, tüccarlarımız, servis merkezlerimiz, makine ve teknoloji firmalarımız fuara hazırlanıyor; yurt dışındaki alıcılar İstanbul ziyaretlerini bu tarihlere göre planlıyor.
Bizim için asıl değer de burada başlıyor. Çünkü fuarcılıkta metrekare büyüklüğünden veya stant sayısından önce güven ve devamlılık gelir. Bir ziyaretçi bir sonraki yıl yeniden geliyorsa, bir katılımcı müşterileriyle burada buluşmayı alışkanlık haline getiriyorsa doğru bir iş yaptığınızı anlarsınız.
Peki bu yıl ziyaretçiler METAL EXPO’da nasıl bir katılımcı profiliyle karşılaşacak?
METAL EXPO’nun en önemli özelliklerinden biri çelik sektörünü tek bir ürün grubuna sıkıştırmaması. Demir çelik üreticilerinden boru ve profil üreticilerine, yassı ve uzun ürünlerden vasıflı ve özel çeliklere, paslanmaz çelikten galvanizli ürünlere, çelik servis merkezlerinden tüccarlara kadar oldukça geniş bir yapı var.
Bunun yanında sektör artık yalnızca “çelik üreten ve satan” firmalardan ibaret değil. Üretim teknolojileri, otomasyon, kesme ve şekillendirme makineleri, endüstriyel fırınlar, ısıl işlem sistemleri, test ve ölçüm teknolojileri, yüzey işleme sistemleri, vinç ve kaldırma ekipmanları gibi çeliğin üretim ve işleme zincirinin farklı halkalarını da fuarda bir araya getiriyoruz. Dolayısıyla ziyaretçi salona girdiğinde yalnızca ürün değil; teknoloji, hizmet, mühendislik ve yeni iş modelleriyle de karşılaşıyor.
Ziyaretçi tarafında nasıl bir profil söz konusu?
Bizim için ziyaretçi sayısından önce ziyaretçinin niteliği önemli. Çünkü ihtisas fuarlarında on binlerce kişinin kapıdan girmesi tek başına başarı değildir. Esas mesele, o ziyaretçinin fuara neden geldiğidir. METAL EXPO’da çelik üreticileri, servis merkezleri, tüccarlar, distribütörler, ithalat ve ihracat firmaları, otomotiv ve otomotiv yan sanayi, gemi inşa, makine, konstrüksiyon, döküm, dövme, beyaz eşya, tarım makineleri, metal işleme ve farklı imalat sanayilerinden profesyonelleri ağırlıyoruz.
Satın alma yöneticilerinin, şirket sahiplerinin, genel müdürlerin, ihracat profesyonellerinin, üretim ve yatırım kararlarında söz sahibi yöneticilerin fuarda bulunmasını özellikle önemsiyoruz. Çünkü bir katılımcının üç gün boyunca yüzlerce kartvizit toplamasından ziyade, gelecekte gerçek ticarete dönüşebilecek doğru insanlarla görüşmesini daha değerli buluyoruz.
METAL EXPO düzenlenmeye başladığı günden bu yana Türk çelik sektörüne sizce ne kattı?
Bence en önemli katkılarından biri, Türk çelik sektörünün kendi ülkesinde güçlü bir uluslararası buluşma platformuna sahip olmasına katkı sağlamasıdır. Türkiye zaten dünyanın önemli çelik üreticilerinden biri. Çok ciddi bir üretim altyapımız, ihracat tecrübemiz, yetişmiş insan kaynağımız ve son derece dinamik şirketlerimiz var.
Ancak üretim gücünüzün olması tek başına yeterli değil. Bu gücü dünyaya anlatmanız gerekiyor. Biz yıllarca Türk firmalarının dünyanın farklı ülkelerindeki fuarlara giderek yeni müşteriler aradığını gördük. Elbette gitmeye de devam edecekler. Fakat neden aynı zamanda dünyanın alıcılarını İstanbul’a getirmeyelim?
METAL EXPO’nun temel yaklaşımlarından biri tam olarak bu. Yabancı bir satın almacı İstanbul’a geldiğinde yalnızca bir şirketle görüşmüyor. Üç gün içerisinde Türkiye’nin önde gelen üreticilerini, tüccarlarını, servis merkezlerini ve teknoloji sağlayıcılarını aynı çatı altında görebiliyor. Bu, Türk çelik sektörünün dünyaya kendisini toplu biçimde anlatabilmesi açısından son derece değerli.
Fuarın Türk şirketlerinin ihracatına doğrudan katkı sağladığını düşünüyor musunuz?
Kesinlikle. Ancak burada fuarcılığın doğasını doğru değerlendirmek gerekiyor. Fuarda bugün tanıştığınız bir şirketle yarın milyon dolarlık sözleşme imzalamayabilirsiniz. Bazen bir ticari ilişkinin oluşması altı ay, bazen bir yıl sürebiliyor.
Fuarın görevi o ilk teması mümkün kılmaktır. Bir düşünün; normal şartlarda ulaşmak için haftalarca yazışacağınız, belki birkaç kez yurt dışına seyahat edeceğiniz bir satın almacıyla İstanbul’da aynı masaya oturabiliyorsunuz. İyi bir fuarın ekonomik değeri tam olarak burada ortaya çıkıyor.
Biz fuar bittikten sonra ışıkları kapatıp “bu yıl da tamamlandı” demiyoruz. Asıl önemli soru şu: Bu üç günün sonunda kaç yeni ticari ilişkinin tohumu atıldı? METAL EXPO’nun sektöre kalıcı katkısını belirleyen şey budur.
Yurt dışı ayağına özel önem verdiğiniz görülüyor. Uluslararası katılım açısından nasıl bir METAL EXPO hedefliyorsunuz?
METAL EXPO’yu başından beri yalnızca Türkiye iç pazarına hitap eden bir organizasyon olarak düşünmedik. Bugün Avrupa’dan Orta Doğu’ya, Kuzey Afrika’dan Balkanlar ve Kafkasya’ya, Orta Asya’dan Asya pazarlarına kadar çok geniş bir coğrafyayla temas halindeyiz.
“Biz METAL EXPO’yu yalnızca firmaların stant açtığı bir fuar olarak görmüyoruz. Burada kurulan her yeni temasın, başlayan her ticari ilişkinin ve Türkiye’ye gelen her yeni alıcının sektörümüz adına bir değere dönüşmesini istiyoruz.”
Almanya, İtalya, Fransa, İngiltere, Belçika, Çin, Hindistan, İran, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Irak, Mısır, Cezayir, Fas, Romanya, Bulgaristan, Sırbistan, Özbekistan, Azerbaycan ve daha birçok pazardan sektör profesyonellerinin METAL EXPO ile temas kurması, İstanbul’un doğal ticaret merkezi olma avantajını da güçlendiriyor.
Türkiye’nin coğrafi konumu burada büyük avantaj. Birkaç saatlik uçuş mesafesinde çok büyük bir çelik tüketim coğrafyasına ulaşabiliyoruz. Biz bu avantajı ticarete çevirmek istiyoruz.
METAL EXPO’yu diğer çelik ve metal fuarlarından ayıran temel özellik sizce nedir?
Öncelikle sektörün içinden gelen bir organizasyon olmaya çalışıyoruz. Fuarcılıkta bazen şöyle bir hata yapılabiliyor: Salonları doldurmak başarı olarak görülüyor. Bizim yaklaşımımız biraz farklı. Salon doldurmak değil, doğru insanları aynı salonda buluşturmak istiyoruz.
Katılımcı açısından baktığınızda karşısında gerçek alıcı görmek istiyor. Ziyaretçi ise fuara geldiğinde aradığı üreticiye, ürüne veya teknolojiye ulaşmak istiyor. Biz organizasyonun bütününü bu iki beklentiyi buluşturmak üzerine kuruyoruz.
İkinci önemli konu ise METAL EXPO’nun yalnızca bir ürün sergileme alanı olmaması. Konferanslar, sektörel oturumlar ve profesyonel buluşmalar sayesinde çelik endüstrisinin güncel meselelerinin de konuşulduğu bir ortam oluşturuyoruz.
Bugün çelik sektöründe yeşil dönüşümden enerji maliyetlerine, karbon düzenlemelerinden korumacılık politikalarına, hurda tedarikinden yeni üretim teknolojilerine kadar son derece kritik başlıklar var. Dolayısıyla fuar alanında yalnızca “ne satıyoruz?” sorusunu değil, “sektör nereye gidiyor?” sorusunu da tartışmak gerekiyor.
Yeşil dönüşüm ve yeni teknolojiler çelik sektörünün gündemini hızla değiştiriyor. Fuarlar bu dönüşümün neresinde duruyor?
Bence tam merkezinde durmak zorunda. Çelik sektörü önümüzdeki 10–20 yıl içerisinde tarihinin en büyük dönüşümlerinden birini yaşayacak. Karbon emisyonlarının azaltılması, elektrik ark ocakları, yenilenebilir enerji kullanımı, hidrojen bazlı üretim teknolojileri, enerji verimliliği, dijitalleşme ve yapay zekâ destekli üretim sistemleri artık geleceğin değil bugünün konusu. Avrupa Yeşil Mutabakatı ve karbon düzenlemeleri de Türk üreticileri açısından bu dönüşümü bir tercih olmaktan çıkarıyor.
Bu nedenle METAL EXPO’nun teknoloji tarafının önümüzdeki yıllarda daha da güçleneceğini düşünüyorum. Çünkü geleceğin çelik fuarı yalnızca çeliğin sergilendiği yer olmayacak; çeliğin geleceğinin konuşulduğu yer olacak.
Sekizinci METAL EXPO öncesinde hedefiniz nedir?
Her yıl bir öncekinin üzerine çıkmak istiyoruz ama bunu yalnızca rakamsal büyüme olarak değerlendirmiyoruz.
Daha fazla ülkeye ulaşmak, daha fazla nitelikli satın almacıyı İstanbul’a getirmek, katılımcılarımızın daha verimli görüşmeler gerçekleştirmesini sağlamak ve METAL EXPO markasının uluslararası çelik sektöründeki bilinirliğini artırmak temel hedeflerimiz arasında.
2026 organizasyonunda 42.850 metrekarelik alanda yaklaşık 400 markanın ve 30.000’in üzerinde sektör profesyonelinin bir araya gelmesi hedefleniyor. 2025 yılında ise fuar 98 ülkeden sektör temsilcilerini ağırladı ve 19.101 uluslararası ziyaretçiye ulaştı.
Bu ölçek bize önemli bir sorumluluk da yüklüyor. Çünkü büyüdükçe beklentiler de büyüyor. Bizim bundan sonraki hedefimiz yalnızca “büyük bir fuar” olmak değil; uluslararası çelik ticaretinde İstanbul denildiğinde akla gelen birkaç önemli organizasyondan biri haline gelmek.
Son olarak, 16–18 Eylül’de İstanbul’a gelecek sektör profesyonellerine ne söylemek istersiniz?
Çelik sektörü zor bir dönemden geçiyor. Dünyada ticaret dengeleri değişiyor, korumacılık artıyor, maliyet baskıları devam ediyor ve şirketler yeni pazar arayışında.
Böyle dönemlerde insanlar bazen içlerine kapanmayı tercih ediyor. Oysa bizim sektörümüzün tam tersine daha fazla konuşmaya, daha fazla buluşmaya ve daha fazla iş birliği geliştirmeye ihtiyacı var.
Fuarların belki de en insani tarafı burada. Sonuçta ticaret dediğimiz şey yalnızca ton, fiyat ve teslim süresinden oluşmuyor. Masanın iki tarafında da insanlar var. Güven var. Tanışıklık var. Yıllar içerisinde gelişen ilişkiler var. Bugün dünya çapında milyonlarca dolarlık ticaret yapan pek çok şirketin hikâyesinin başlangıcında küçük bir toplantı, bir telefon görüşmesi veya bir fuarda yapılan on dakikalık sohbet vardır.
Biz METAL EXPO’da biraz da o ilk on dakikayı yaratmaya çalışıyoruz. 16–18 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde sekizinci kez kapılarımızı açacağız. Türkiye’den ve dünyanın farklı coğrafyalarından çelik sektörünün tüm profesyonellerini İstanbul’da buluşmaya davet ediyoruz. Çünkü inanıyoruz ki sektörümüzün geleceğini yalnızca daha fazla üretmek değil; daha fazla iletişim kurmak, daha fazla iş birliği yapmak ve dünyayla daha güçlü bağlar kurmak belirleyecek.















































