Ortadoğu’da İran ile Amerika arasında çıkabilecek olası bir savaş, harita üzerinde uzak gibi görünse de etkileri itibarıyla Türkiye’nin gündelik hayatına kadar uzanır. Çünkü bu coğrafyada hiçbir kriz “yerel” kalmaz; enerji yolları, ticaret koridorları ve psikolojik eşikler hızla devreye girer. Böylesi bir senaryoda ilk ve en sert etki enerji fiyatlarında görülür. Hürmüz Boğazı’nın riske girmesi, petrol ve doğalgaz fiyatlarını yukarı iter Türkiye gibi enerjide büyük ölçüde dışa bağımlı bir ekonomi için bu durum; artan cari açık, yükselen üretim maliyetleri ve enflasyon baskısı anlamına gelir. Döviz kurlarındaki oynaklık da kaçınılmaz olur. Piyasalar belirsizliği sevmez; yatırımcı refleksi frene basmak olur.
İran’dan Türkiye’ye Gelen Kütük, Büyük Önem Arz Ediyor
Makro resmin bu kadar dalgalı olduğu bir ortamda, demir çelik sektörü de bu durumdan doğrudan etkilenir. Özellikle İran’dan ülkemize gelen Kütük akışının kesilmesi, iç piyasada fiyatları yukarı yönlü harekete geçirecektir. Ama fiyatlardan ziyade hammadde sorunu baş göstereceği için terminler uzayacak ve belirsizlik artacaktır. Şu an için İran kütüğü Türk demir çelik sektörü için oldukça büyük önem arz ediyor. Bununla birlikte enerji, demir çeliğin en kritik girdisidir. Elektrik ve doğalgaz maliyetlerindeki artış, özellikle elektrik ark ocaklı tesislerin rekabet gücünü zorlar. İç piyasada inşaat ve sanayi yatırımlarının yavaşlaması talebi baskılarken, ihracat tarafında ise navlun fiyatları ve sigorta maliyetleri yükselir.
Türkiye Önemli Bir Tedarik Merkezi Olabilir mi?
Ancak madalyonun bir de diğer yüzü var. Bölgedeki arz zincirlerinin bozulması, Türkiye’yi alternatif ve güvenilir bir tedarik merkezi haline getirebilir. Avrupa ve çevre pazarlarda “yakın coğrafyadan tedarik” refleksi güçlenirse, Türk çelik sektörü için yeni kapılar da aralanabilir. Burada belirleyici olan; maliyet yönetimi, finansmana erişim ve istikrarlı üretimi sürdürebilme becerisidir. Sonuç itibariyle, olası bir İran - ABD savaşı Türkiye için net bir “kazanç” ya da “kayıp” başlığı altında değerlendirilemez. Ekonomi ve demir çelik sektörü açısından bu süreç, risklerle dolu olduğu kadar doğru adımlar atılırsa fırsatlar da barındırır. Krizler her zaman öğreticidir; asıl mesele, fırtına çıktığında gemiyi ayakta tutacak soğukkanlılığa sahip olup olmadığımızdır.













































