Orta Doğu’da tırmanan gerilim ve Hürmüz Boğazı üzerinden gemi trafiğine yönelik artan tehditler, küresel çelik piyasasını ciddi bir çalkantıya sürüklüyor. Uluslararası ajanslara yansıyan bilgilere göre, gelişmeler özellikle Çin’den bölgeye yapılan çelik ihracatını şimdiden sekteye uğratmış durumda.
Çinli İhracatçılar Teklifleri Durduruyor
Analistler ve sektör tüccarlarının değerlendirmelerine göre, bazı Çinli çelik ihracatçıları Hürmüz geçişinde yaşanan riskler nedeniyle Orta Doğu’daki müşterilerine yeni teklif vermeyi askıya aldı. Navlun fiyatlarının hızla yükseldiği, sigorta şirketlerinin ise bölgeye yönelik teminatları iptal etmeye başladığı bildiriliyor.
Hürmüz Boğazı, Çin’den Basra Körfezi’ne yapılan çelik sevkiyatlarının ana güzergâhı konumunda. Bölge, ticaret engellerine rağmen 2025 yılında Çin’in toplam çelik ihracatının yaklaşık %16’sını oluşturarak ülkenin ikinci büyük pazarı haline gelmişti. Son üç yılda Çin’in yüksek ihracat hacmini koruyabilmesinin temel nedenlerinden biri de Orta Doğu’ya yönelen satışlardı.
Şanghay merkezli analizlere göre, kısa vadede Orta Doğu’ya sevkiyatların keskin biçimde azalması Çin iç piyasasında arz baskısı yaratabilir ve bu durum fiyatları aşağı yönlü etkileyebilir.
Yarı Mamul Arzı ve Bölgesel Tedarik Zinciri Risk Altında
Sektör analiz kuruluşu Argus Media, çatışmanın tırmanmasının Orta Doğu’dan gelen çelik tedarikinde azalmaya, lojistik aksamaların derinleşmesine ve navlun ile sigorta primlerinde artışa yol açabileceğini belirtiyor.
Özellikle İran’ın potansiyel olarak pazardan çekilmesi, yarı mamul çelik arzını doğrudan etkileyebilir. 2024 yılında İran’ın aylık ortalama 250 bin ton civarında kütük ve slab ihracatı gerçekleştirdiği biliniyor. Bu hacmin devre dışı kalması, bölgesel tedarik dengelerini bozabilir.
AB’ye Yönelik Yeni Ticaret Akışı Tehdit Altında
Son dönemde Körfez İşbirliği Konseyi (GCC) ülkelerinde kapasite artışları, görece düşük ticaret engelleri ve AB’nin koruma önlemlerinden muafiyetler sayesinde bölge küresel çelik ticaretinde öne çıkmıştı. Özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin Avrupa pazarındaki payı artış gösteriyordu.
2025’in ikinci yarısında Suudi Arabistan’dan Avrupa Birliği’ne yaklaşık 165 bin ton sıcak haddelenmiş rulo (HRC) sevk edilirken, Birleşik Arap Emirlikleri yaklaşık 130 bin ton sıcak daldırma galvanizli rulo (HDG) ihracatı gerçekleştirdi. 2026’nın ilk yarısında teslim edilmesi planlanan ve koruma önlemlerine tabi olmayan son partilerin ise mevcut kriz nedeniyle risk altında olduğu belirtiliyor.
Körfez bölgesindeki tüccarlar, Hürmüz Boğazı’nın kapanması halinde önceden bağlanmış kontratlar için mücbir sebep (force majeure) ilanlarının gündeme gelebileceğini ifade ediyor. Özellikle BAE’deki alıcılar, bu hafta planlanan bazı sevkiyatların askıya alındığını bildiriyor.
DRI ve Enerji Maliyetleri de Baskı Altında
Analiz kuruluşu BigMint, Avrupa Birliği’nde yalnızca çelik fiyatlarının değil, doğrudan indirgenmiş demir (DRI) fiyatlarının da artabileceğine dikkat çekiyor. Gaz bazlı DRI üretiminde maliyetlerin %60-70’ini doğal gaz oluşturuyor. LNG ve bölgesel gaz fiyatlarındaki yükseliş, üretim maliyetlerini doğrudan yukarı taşıyacak.
Avrupa’daki DRI üreticileri, LNG arzının kısıtlı kalması durumunda marj daralmasıyla karşı karşıya kalabilir. Orta Doğu’daki üreticiler ise enerjiye erişimde görece avantajlı olsalar da, bölgesel altyapıda yaşanabilecek aksaklıklar nedeniyle fırsat maliyeti ve oynaklık riski taşıyor.
Hammadde Akışları ve Navlun Maliyetleri
Artan nakliye ve sigorta maliyetleri, Hindistan’a yönelik demir hurdası ve manganez cevheri akışını da etkiliyor. Fiziksel arzın mevcut olması sevkiyatın sorunsuz gerçekleşeceği anlamına gelmiyor; yükselen lojistik maliyetleri nihai fiyatlara doğrudan yansıyor.
Öte yandan Çin’in 2025 yılında çelik ihracatını yıllık bazda %7,5 artırarak 119,02 milyon tonla rekor seviyeye çıkardığı biliniyor. İç talepteki yavaşlamayı telafi eden bu ihracat performansı, Orta Doğu hattındaki kesintilerin kalıcı hale gelmesi durumunda ciddi bir sınavla karşı karşıya kalabilir.
Küresel çelik piyasasında gözler şimdi Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelere çevrilmiş durumda. Gerilimin süresi ve kapsamı, hem fiyatların yönünü hem de ticaret akışlarının yeniden şekillenip şekillenmeyeceğini belirleyecek.















































