Demir çelik sektöründe uzun yıllara dayanan deneyimiyle dikkat çeken Fores Metal Kurucusu Serhat Güngör, kariyerine ilginç bir hikaye ile adım attığı sac ticaretinde bugün kendi şirketini yöneten bir isim olarak öne çıkıyor. Kibar Holding bünyesinde başlayan ve 16 yılı aşkın süren profesyonel yolculuğunu girişimcilikle taçlandıran Güngör, 2017 yılında kurduğu Fores Metal ile özellikle alüminyum kaplı sac ticaretinde önemli bir oyuncu haline geldi.
Sektördeki dönüşümü yakından takip eden Güngör; artan maliyetler, Çin rekabeti ve jeopolitik gelişmelerin etkilerini değerlendirirken, müşteri odaklı hizmet anlayışının sürdürülebilir başarıdaki rolüne dikkat çekiyor. Steel Türk Dergisi olarak gerçekleştirdiğimiz bu röportajda, hem Fores Metal’in faaliyet alanlarını hem de demir çelik sektörüne dair güncel değerlendirmeleri kendisinden dinledik. Fores Metal Kurucusu Serhat Güngör ile gerçekleştirdiğimiz röportajımızı sizlerle paylaşıyoruz.
“Müşteri ve çözüm odaklı yaklaşımımızla hem hizmetimizi hem iş hacmimizi her geçen gün büyütüyoruz”
Öncelikle bizlere kendinizden ve Fores Metal’in tarihçesinden bahseder misiniz?
Kayseriliyim. İlkokul, ortaokul ve liseyi Kayseri’de (T.E.D. Kayseri Koleji) okudum. Sonra üniversite tahsili için İstanbul’a geldim. 1997 yılında İTÜ Makine Fakültesi Makine Mühendisliği bölümünden mezun oldum. Demir çelik (sac) sektörüne girişim enteresan bir hikâyedir. Mezun olduğum yıl, okulun son günlerinde okulumuzda düzenlenen “Kariyer Günleri” adlı bir etkinlik vardı.
Ülkemizin önde gelen, genelde sanayi kuruluşları tanıtım yapıyor ve işe alım başvuruları topluyorlardı.
Firmaların temel amacı, MT (yönetici yetiştirme) programı adı altında belli bir çerçevede, gelecek için insan kaynağı altyapısı oluşturmaktı. Bu firmalardan birisi de Kibar Holding idi. O sene Güney Koreli otomotiv üreticisi Hyundai ile ortak fabrika kurmuşlardı. Ben de zaten makine mühendisi olarak otomotiv sektöründe çalışmak istiyordum. Tanıtım toplantısına katıldım, ardından başvurumu yaptım. Akabinde işe alım sürecinin gereği olarak mülakatlar, testler ve ikili görüşmeler yapıldı. Bu sırada ben de mezun olmuş ve Kayseri’ye dönmüştüm.
Derken bir gün telefon çaldı. Kibar Holding’den aradıklarını ve değerlendirmeler sonucunda OKYA programına kabul edildiğimi bildirdiler. OKYA programı (Orta Kademe Yönetici Adayı), adayların iki yıl süresince altı ayda bir holding içinde şirket veya bölüm değiştirme hakkına sahip olduğu bir programdı. Bu sayede çalışan, kendisi için en uygun iş ortamını bulabilecek ve kurum kültürüne göre yetişip holdingin gelecekteki yönetici ihtiyacını karşılayacaktı.
Bu çerçevede sözleşme imzalamak için İstanbul’da Kibar Holding’in o dönemlerde Karaköy’deki merkezine gittim. İnsan Kaynakları koordinatörü beni tebrik edip nerede çalışmak istediğimi sordu. Direkt otomotivde çalışmak istediğimi ve tahsil hayatımda da buna göre çalışmalar yaptığımı belirttim. Tebessüm ederek şöyle dedi: “Sen Kayserilisin, bizim patronumuz da (Asım Kibar) Kayserili. Siz ticaretten iyi anlarsınız. Seni Assan Çelik’te başlatsak, elde çanta kapı kapı dolaşıp sac satar mısın?”
Tabii beklemediğim bir teklifti ama altı ay sonra otomotive geçme hakkımı teyit ettirip bu teklifi kabul ettim. Zira ticari hayatı tanımak iyi bir tecrübe olur diye düşündüm. Lakin o gün bugündür sac satıyorum Assan’da 16 sene çalıştım. Bu sürede yüksek lisans eğitimimi ve askerliğimi tamamladım. Evlilik, çocuklar… Hayat devam ediyor, ben de sac satmaya devam ediyorum.
Ancak konjonktürel şartlar ve üst yönetimin kararı doğrultusunda 2010 sonrası Assan sac sektöründe küçülmeye gitti. 2013’te ben ayrıldım. 2015’te de şirket tamamen faaliyetini durdurdu. Tabii Kibar Holding ülkemizin güzide firmalarından biri; başka alanlarda çok ciddi çalışmaları devam ediyor. Lakin demir-çelik işinden 2015’te çıkmış oldu.
Ancak ben çıkamadım, çıkmadım. Kısa bir süre başka bir sektörde denemem oldu, lakin “en iyi iş bildiğin iştir” diyerek tekrar sac sektörüne döndüm. 2017’de Fores Metal’i önce şahıs şirketi olarak kurdum. 2019 yılında da limited şirket olduk.
Müşterilerinize sunmuş olduğunuz ürün ve hizmetler hakkında bilgi alabilir miyiz?
Fores Metal; başlıca alüminyum kaplı (Alusi) sac ticareti yapmaktadır. İthal ettiğimiz veya piyasadan aldığımız Alusi rulo sacları, Gebze/Dilovası’ndaki ÇSM’lerde müşteri talebine göre fason olarak dilme ve boy kesme işlemleri yaptırarak müşterilerimizin hammadde ihtiyacını karşılamaktayız. Alüminyum kaplı sac, genel olarak otomotiv, beyaz eşya ve ısıtma sektöründe, yüksek ısı olan bölgelerde korozyon dayanımı galvanizli sacdan daha iyi olduğu için tercih edilmektedir.
Bunun yanı sıra Almanya’da trafo sacı ve silisli sac işi yapan bir firmanın temsilciliğini yapıyoruz. Genelde trafo imalatçılarının yönlendirilmiş silisli sac (CRGO) taleplerini karşılıyoruz. Ayrıca Güney Koreli bir trader firmanın da Türkiye temsilcisiyiz ve Güney Kore’den yassı ve uzun mamul tedarik etmekteyiz.
Sanayiciler ürün tedarikinde neden firmanızı tercih etmeli? Sizlerle çalışmak onlara ne gibi avantajlar sağlıyor?
Müşterilerimiz ile çok uzun yıllardır çalışmaktayız. Hemen hepsi imalatçı firmalar. İhtiyaçlarını zamanında, hızlı bir şekilde; doğru ürün ve doğru hizmet ile karşılamaya çalışıyoruz. Hatta zaman zaman, bildiğimiz konularda teknik anlamda destek olmaya da çalışıyoruz.
Müşteri memnuniyetine çok önem veren bir firmayız ve bu konuda başarılı olduğumuzu düşünüyorum. Nitekim zorunlu haller dışında (pandemi gibi) müşterilerimizi başka tedarikçi aramak zorunda bırakmadık.
Türkiye ve küresel demir-çelik sektörünün mevcut durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Artan maliyetler, talep daralması ve rekabet koşulları üreticileri nasıl etkiliyor?
Türkiye demir çelik sektörü, 20 sene öncesine kadar uzun mamulde net ihracatçı, yassı mamulde net ithalatçı pozisyonundaydı. Son 15-20 yılda yapılan yatırımlar ve kapasite artırımları ile yassı mamulde de kısmen ihracatçı bir pozisyona girdik diyebilirim. Tabii küresel ölçekte baktığımızda küçük gibi görünsek de bölgesel anlamda, özellikle Orta Doğu, Afrika ve Balkanlar için önemli bir üretim merkezi durumundayız.
Lakin artan işçilik ve enerji maliyetleri, her ülkede ve her sektörde olduğu gibi bizim sektörümüz için de önemli bir problem. Zira bu artan maliyetleri fiyata yansıtmak zor. Hele ki yüksek faiz oranlarının olduğu günümüzde çok daha zor. Bu anlamda kârlılık maalesef düşük. Hatta yapılan işin karşılığı bu olmamalı. Ancak diğer taraftan bu durum sürekli böyle devam edecek değil. Mutlaka farklı fırsatlar çıkacaktır, nitekim çıkmaktadır.
Tabii bir de Çin faktörü var. Dünya çelik üretiminin yarısını tek başına üreten ve Çin devleti tarafından sübvanse edilen bir sistem dahilinde ucuz fiyat veren bir yapı ile karşı karşıyayız. Buna karşı zaman zaman korumacılık önlemleri alınıyor ki ben bunu yerli üreticiyi korumak adına doğru buluyorum.
Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmelerin ve süregelen çatışmaların demir-çelik sektörüne etkileri hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu durumun ham madde tedariki, lojistik ve ihracat pazarlarına yansımaları nasıl oluyor?
Orta Doğu, özellikle Arap Baharı ile başlayan süreçle birlikte çok hareketli. Bölgede bir değişim ve dönüşüm yaşanıyor. Hemen yanı başımızda olan ve zaman zaman dâhil olduğumuz, olmak zorunda kaldığımız bu olaylar ve çatışmalar elbette ülkemizi, ekonomimizi ve özellikle bizim sektörümüzü çok etkiliyor.
İran-ABD-İsrail savaşının çok uzun sürmeyeceğini, tarafların birbirlerine onurlu bir çıkış yolu bırakarak çatışmayı sonlandıracağını umuyorum ve temenni ediyorum. Lakin çatışma bitse de dünya üzerindeki etkileri uzun sürecektir. Türkiye olarak bu süreçte taraf olmaktan kaçınarak, tıpkı Rusya-Ukrayna savaşında olduğu gibi uzlaştırıcı denge politikamızı doğru buluyorum.
Bizim sektöre bakan yönü itibarıyla artan petrol fiyatları ve enerji fiyatlarına bağlı olarak maliyet artışları gündeme gelmeye başladı. Bu artık kaçınılmaz. Lakin umut ettiğim ateşkes sonrası, yıkımlar nedeniyle oluşacak talep Türk demir-çelik sektörü için bir fırsat olabilecektir.
Son olarak neler söylemek istersiniz?
Demir çelik, endüstrinin ana hammaddesidir. Kullandığımız her eşyanın ya kendisinde ya da üretiminde kullanılması suretiyle bir şekilde içinde yer alır. Dolayısıyla bu sektör, insan var oldukça varlığını devam ettirecektir. Birileri üretecek, birileri servis ve ticaretini yapacak, birileri de üretimde kullanacaktır.
Ancak yaşanan değişim ve dönüşümleri zamanında fark ederek, zamanın ihtiyaçlarına uygun ve doğru şekilde bu işi yapabilenler bu sektörde varlıklarını sürdürebilecektir. 80’li, 90’lı yıllarda olduğu gibi büyük kazançlar olmayacaktır belki ama sürdürülebilir bir iş kolu olarak devam edecektir. Artık günümüzde sadece bizim sektörde değil, birçok sektörde yalın, sade ve en az maliyetle en etkili şekilde işi yapabilmek önem kazanmıştır.
“Alüminyum kaplı sacdan trafo sacına kadar özel yassı çeliklerde geniş bir ürün yelpazesi sunuyoruz”




































