Inductotherm Group, Wire & Tube 2026 Fuarı’nda Genel Müdür Yardımcısı Sabahattin Özen ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; küresel çelik sektöründeki durgunluk, karbon ayak izi beklentileri ve savunma sanayisine yönelik artan üretim talebini değerlendirdi.
“Inductotherm Group olarak Wire & Tube Fuarı’na 2 ayrı stand ile katıldık”
Fuarı genel olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sektörün en büyük fuarlarından biri olan Wire & Tube, dünya ekonomisini de paralel şekilde yansıtan bir organizasyon. Bu yıl özellikle batı ve doğudan yoğun ziyaretçi akışı gördük. Fuar genel olarak hareketliydi ancak pazartesi günü oldukça sakindi. Salı ve çarşamba ise yoğun geçti. Ancak bence fuar süresi daha verimli olması için 3-4 güne düşürülebilir.
Fuarda Inductotherm Group’un yapılanması nasıl?
Biz Inductotherm Group olarak fuarda iki ayrı stand ile yer alıyoruz. Boru üretimi tarafında 6. holdeyiz, tel kısmında ise 9. holdeyiz. Grup olarak dünyanın farklı noktalarındaki müşterilerimize hizmet veren global bir yapıya sahibiz. Bu fuarda da hem mevcut hem potansiyel müşterilerimizle bir araya geliyoruz.
Karbon ayak izi düzenlemeleri sektörünüzü nasıl etkiliyor?
Başlangıçta karbon ayak izi düzenlemelerinin 2026’da sektörü ciddi şekilde etkilemesini bekliyorduk. Ancak küresel politik gelişmeler nedeniyle bu süreç ertelendi. Şu an için bu alandan gelen talep çok güçlü değil. Biz daha çok savunma sanayisine yönelik üretimlere odaklanmış durumdayız.
Savunma sanayisi tarafındaki çalışmalarınızdan bahseder misiniz?
Savunma sanayisi şu anda en hızlı büyüyen alanlardan biri. Özellikle 155 mm mühimmat üretimi için geliştirdiğimiz sistemler aktif olarak kullanılıyor. Kırıkkale’de Arya Savunma ve Sinerji gibi tesislerde, ayrıca İzmir ve yurt dışında birçok projede makinelerimiz çalışıyor. Bu alanda ciddi bir uzmanlık kazandık.
Önümüzdeki dönem için beklentileriniz nedir?
Piyasanın gidişatı büyük ölçüde siyasi ve jeopolitik gelişmelere bağlı. Eğer Türkiye’de seçim süreci olursa 2027’de bir hareketlilik görebiliriz. Ancak mevcut savaş ortamı devam ederse, 2026’ya benzer bir durgunluk süreci devam edebilir.
































