Sergen Metal Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Sergen, 2025 yılına dair çelik sektörü değerlendirmelerini ve 2026 beklentilerini SteelTürk Dergisi’ne anlattı.

Devlet bütçe yapar, ertesi yılın planını açıklar. Yetkililer önümüzdeki yılı tahmin ederler.  Tahminler hep olumludur. Yetkililer “ikinci çeyrekte işler düzelmeye başlar” gibi laflar eder. Ama nasıl düzeleceğinin mantıklı bir izahı pek yoktur.

On yıl önce “2025 VİZYONU” da hesabı kitabı, getirisi götürüsü hesaplanmamış bir vizyondu.

Şaşayla ilan edildi. Hükümetimiz de iyimser ve coşkuluydu. 2025 vizyonunu açıkladı. Aklıma yatmadı ama bir bildikleri var herhalde dedim. Ne de olsa koskoca hükümet, koskoca bakanlık... 2025’te 55 milyar dolar ve 110 milyon ton çelik ihracatı yapacaktık. Toplam 500 milyar dolar ihracata ulaşacağız dendi. Çırağan’da kutlandı.

2025 geldi. Netice: On yılın sonunda, üretim 33.5 milyon ton, ihracat 13.5 milyar dolarda kaldı.

2026’da acaba neler değişecek de iyi olacak? Merak ediyorum…

Hangi stratejimiz, vizyonumuz değişecek de 2026’dan iyimser beklentimiz olacak?

Son söyleyeceğimi, baştan söyleyeyim.

2026’da parlak bir piyasa görünmüyor. Belirsizliği ve olumsuzluğu fazla bir yıl olacak.

Şöyle ki;

  TÜİK’e göre enflasyon % 30 civarında, doların yıllık artışı % 20 civarında.

     Bunun anlamı şu: Ucuz dolarla ithalat yap, yurtdışında yatırım yap, yurtdışında gez…

•  Bizim en önemli pazarımız Avrupa’nın, çelik ithalatı 25 milyon ton. Karbon vergisinin ton başına 106 euro olacağı bekleniyor. AB kotaları düşürecek. Kota üzeri satışlarda %25 ek vergi gelmesi olası. Yani Avrupa satışlarımız düşecek.

•          Amerika neredeyse ihracatımızı durdurmuş.

•          Demir çelikte rakiplerimiz artıyor. Onlar da pazarlarını koruma tedbirleri alıyor.

•          Gerçekçi kur dengesinin kurulmaması ve finansman zorlukları had safhada. Yatırım ortamı yok. Karlılık çok düşük veya yok. (Mesela OSB’lerde 6 ay içinde inşaatın yapılıp, üretimin başlaması işletmeye alınması mecburiyeti geldi. Yoksa, arsanız idareye devredilecek, satılacak dendi. Dilovası OSB’de %90 potansiyel yatırımcı arsasına inşaat yapamıyor. Çaresiz idareye devretmek zorunda kaldı.)

•          Tüm ekonomilerde daralma, resesyon ve enflasyon var. Ülkemiz bu sorunları göreceli olarak daha büyük boyutlarda yaşıyor.

        Denizi ve demiryolunu yeterince kullanmıyoruz.

•          Yabancı yatırımcı gelmiyor, düşünenler vazgeçiyor. Gelmiş olanlardan ayrılan var.

•          Türk yatırımcılardan yurtdışına yatırım yapanlar artıyor. Fabrikadan, konut alımına…

•          Benim okuduğum Tarsus Amerikan Koleji mezunlarının, Robert Kolej, Alman Lisesi mezunlarının %60’dan fazlası yurtdışında okumaya gidiyor. 230’a yakın üniversitemiz var. Dünyada ilk 300’e giren üniversitemiz yok. Çin’den 14 üniversite var. Çin inanılmaz bir hızla yükseliyor. Biz, iyi eğitilmiş lisan bilen gençleri kaybediyoruz.

•          İçerde cari açık artıyor, enflasyon düşmüyor. İşsizlik artarak devam ediyor. Firmalar personel azaltmaya gidiyor. Ankara Sanayi Odası başkanı Seyit Ardıç “Sanayinin GSYH içindeki payı 30 yılda %31 den, %20’ye düşmüş. Hizmet sektörünün payı yükselmiş. Bu tablo ekonominin giderek üretim özelliğini kaybedip, hizmet ağırlıklı bir yapıya kaydığını gösteriyor” diyor.

•          2025’in 10 aylık çelik verilerine baktım. 2024’le karşılaştırdım. Kütük, boyalı sac, galvanizli sac, sıcak ve soğuk sacda ithalatımız 2024’e göre 2025’te artmış.

•          Çelikte kapasite kullanımı %63’e düşmüş.

•          Dünyada da farklı rüzgarlar esiyor. Avrupa ve Japonya’nın askeri harcamalarını GSMH’nın %5 ine çıkartmaya başlayacakları bir yıl olacak yeni yıl. Sanki yeni bir dünya savaşına hazırlık yapılıyor.

•          ABD’nin BOP planının 2026 açılımı nasıl olacak? Akdeniz’de Yunanistan – İsrail - Güney Kıbrıs ortaklığı başımızı ne kadar ağrıtacak? Olumsuzluk halinde Türkiye’nin içinde olacağı askeri bir harekat olacak mı?

•          Olası bir seçim sancısız atlatılacak mı?

        Göçmen nüfusu ve sorunları artmaya devam mı edecek?

Başlıklar, belirsizlikler böyle.

Sizce ikinci çeyrekte işler açılır mı?

Globalleşen dünyada önce dünyayı, sonra Türkiye’yi anlamak, ardından çelik sektörünü analiz etmemiz uygun olur diye düşünüyorum.

Açıkçası , ben 2026’yı parlak bir yıl olarak göremiyorum.

Umarım yanılırım.