Wire & Tube Fuarı’nda Akmermer Boru Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Akmermer ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; fuarın genel görünümü, ihracat pazarları, karbon düzenlemelerinin sektöre etkileri ve önümüzdeki döneme ilişkin beklentiler ele alındı. Akmermer, belirsizliklere rağmen üretim ve istihdamın korunmasının önemine dikkat çekti.
“Bu rekabet ortamında en kritik konu, istihdamı koruyarak üretime devam edebilmek”
Wire & Tube Fuarı’nın genel atmosferini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Fuarın ilk iki günü oldukça yoğundu. Sonrasında ziyaretçi sayısında yaklaşık %40’lık bir düşüş yaşandı. Katılımcı ve ziyaretçi profilinde ağırlıklı olarak çevre ülkelerden gelenler ve Almanya’da bulunan firmalar öne çıktı. Türk firmalarının da hem katılımcı hem ziyaretçi olarak güçlü şekilde yer aldığını söyleyebilirim. Genel anlamda verimli ve iyi bir fuar oldu.
Akmermer Boru’nun son dönemdeki faaliyetleri ve yatırımları hakkında bilgi verebilir misiniz?
Karbon ayak izi konusu şu an sektörün en önemli başlıklarından biri. Ancak bu konuda iki farklı yaklaşım var. Bazı müşteriler bu maliyeti henüz dikkate almadan alımlarına devam ederken, bazıları ise ürünün karbon değerini sorguluyor. Bununla birlikte net bir fiyatlama modeli henüz oluşmuş değil. Türkiye’de de firmaların büyük kısmı karbon emisyonunu fiyatlarına net şekilde yansıtarak teklif vermiyor.
Yılın ilk iki ayında yaşanan durgunluk mart ayında kırıldı ve oldukça iyi bir satış performansı yakaladık. Fuar sürecinde de yeni müşteri temasları oldu. Bizim en önemli avantajlarımızdan biri hızlı termin süreleri ve Avrupa pazarına coğrafi yakınlığımız.
İhracat pazarlarınız hakkında bilgi alabilir miyiz?
İhracat tarafında en yoğun çalıştığımız ülkeler Fransa, İtalya ve Romanya. Bu üç pazarı dengeli şekilde besliyoruz. Yaklaşık 8 yıldır bu alanda faaliyet gösteriyoruz ve bu süreçte belirli bir kalite standardı ile müşteri güvenini oluşturduk. Şu anda 1 ila 1,5 aylık dolu bir sipariş portföyümüz var. Bu da mevcut piyasa koşullarında olumlu bir tablo.
Üretiminizde iç piyasa ve ihracat dengesi nasıl?
Üretimimizin yaklaşık %50’si iç piyasaya, %50’si ise ihracata gidiyor.
Ürünleriniz daha çok hangi alanlarda kullanılıyor?
Ürettiğimiz spiral borular farklı alanlarda kullanılıyor. Özellikle tesisat uygulamalarında yoğun talep var. Fransa’daki bir müşterimiz tesisat projelerinde aktif olarak ürünlerimizi kullanıyor. Hatta Paris’te Seine Nehri kıyısında ürünlerimizin kullanıldığı projelerden görüntüler paylaşıldı.
Son yıllarda kazık borusu talebinde bir miktar düşüş var. Buna karşın tesisat uygulamaları öne çıkıyor. Ayrıca yurtdışında gerçekleştirilen büyük konut projelerinde; elektrik, su ve atık sistemleri için altyapı çözümlerinde spiral borular tercih ediliyor. Ürünlerimiz oldukça farklı ve geniş kullanım alanlarına sahip.
Sektörün mevcut durumu ve önümüzdeki yıllara ilişkin beklentileriniz nelerdir?
2025 yılı oldukça durgun geçti ve 2026’ya da temkinli bir başlangıç yapıldı. Bu durum sadece Türkiye’ye özgü değil, küresel ölçekte de benzer bir tablo söz konusu.
Korumacılık önlemleri, ek vergiler ve kotalar ticareti etkiliyor. Ancak mevcut rekabet koşullarında 2026 yılının 2025’e benzer bir seyir izleyeceğini düşünüyorum. Talep tarafında daha çok ani gelişen projeler öne çıkacak gibi görünüyor. Planlı ve uzun vadeli işlerden ziyade, dönemsel projelerle kapasite dolulukları sağlanacak. 2027 yılı için ise belirgin bir iyileşme öngörmek zor. Çok büyük bir sıçrama beklemiyorum ancak mevcut seviyelerin de çok gerisine düşüleceğini düşünmüyorum.
Sektör paydaşlarına iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?
Düsseldorf’tan herkese selamlar. Bu fuara beşinci katılımım. Genel konsept çok değişmiyor, ancak özellikle makine üreticileri tarafında yenilikler dikkat çekiyor. Çelik sektörü köklü bir sektör. Bu nedenle geçici dalgalanmalara karşı moralleri bozmamak gerekiyor. En önemlisi; istihdamı koruyarak üretime devam etmek. Bu süreçte sürdürülebilirlik ve devamlılık her şeyden daha önemli.
































